Türkiye'nin bahtı enerjik

| Ceyda Karan 78

Rusya Başbakanı Vladimir Putin’in geçen haftaki Ankara ziyaretini, enerji satrancında Moskova’nın ağırlığını korumak yolunda Batı’ya karşı son hamlesi olduğu kadar, Türkiye’nin ‘kartlarını kendisinin dağıtması çabası’ olarak da okumak lazım. Türkiye doğalgaz ve petrolle çevrili bir coğrafyanın göbeğinde. Ve Putin’in ziyaretiyle beliren yeni vizyon, Türkiye’nin enerji tedarikçisi Rusya’nın da daha fazla hesaba katması icap eden bir transit rota konumu kazanacağının işareti. Rusya’yla geliştirilmeye çalışılan projeler, Türkiye’yi bölgenin enerji üssü kılabilecek seçenekleri çeşitlendirme çabasının ürünü.

Putin’in Ankara’da üç-beş saate sığdırılan enerjik ziyareti çok tartışıldı. İsrail’e uzanması gündemde olan 2. Mavi Akım doğalgaz hattı için işbirliği imkânı belirdi. Rusya’dan Samsun-Ceyhan boru hattına petrol tedariki garantilendi. Bu, Ceyhan’ı ‘enerji serbest bölgesi’ kılabilecek bir gelişme.

Nitekim petrol vaadi, alternatifi gözüken Burgaz-Dedeağaç hattı için Rusya’yla anlaşmış Yunanlıları, Başbakan Erdoğan’ın teskin çabalarına rağmen son derece kaygılandırdı. Sonra Türkiye’nin ilk nükleer santralını Rusların kurması olasılığı güçlendi. Fakat en tartışmalı gelişme, Rusya’nın Karadeniz’den İtalya’ya uzanacak ‘Güney Akım’ projesine dairdi. Türkiye, Rusya’nın ‘Güney Akım’ için Karadeniz’deki münhasır ekonomik bölgesinde sismik araştırma yapmasına geçit verdi.

Rusya’nın Avrupa’ya ana doğalgaz arzı Doğu Avrupa üzerinden. Lakin bölgede sırtını Avrupa’ya dayarken, piyasaya fiyatının altında gaz isteyip, borçlarını ödemeyen, Avrupa’ya giden gaza el koymaktan çekinmeyen ve Rus düşmanlığı güden ana rota Ukrayna en büyük sıkıntı. Baltıklar’dan geçecek ‘Kuzey Akım’, Rusya’nın derdine tümüyle deva değil. Rusya da, Ukrayna’yı baypas edip 2013 itibarıyla 63 milyar metreküp gaz pompalamak üzere Karadeniz üzerinden Bulgaristan’dan geçecek ‘Güney Akım’ı geliştirdi. Güney Akım’da Türkiye teknik olarak transit ülke değil. Ancak Rusya’nın Karadeniz’de Ukrayna’yı baypas edebilmek için Türkiye’ye ihtiyacı var. İleride hattın geçişi için anlaşmak da icap edecek.

Avrupa’nın Rus bağımlılığına dair şikâyetleri Türkiye odaklı Nabucco’nun geliştirilmesine yol açmıştı. Nabucco’yla ilk etapta Azeri ve Türkmen gazının Gürcistan, Türkiye, Bulgaristan, üzerinden Romanya ve Macaristan’ı izleyerek 3 bin 300 kilomet-re katedip Avusturya’ya ulaştırılması, 2011’de inşaya başlanıp, 2014’te ilk gazın pompalanması planlanıyor. 13 Temmuz’da hükümetler arası anlaşma imzalandı ve altı ay sonra anlaşma öngörülüyor.

Uzun vadede Irak, Suriye ve Mısır hatta İran gibi tedarikçilere açık bu hat, Rusya’yı baypas edebilir. İşte Türkiye, Nabucco varken, Güney Akım’a geçit verdiği için ‘kendi projesini baltalamak’, ‘Avrupa’yı satmak’, hatta ‘Batı’dan uzaklaşmakla’ bile suçlanıyor. Rusların saf dışı bırakılmaktan hoşlanmayacağı ortada. Bugüne dek Nabucco’yu küçümseyen Putin, Ankara’da Güney Akım ile Nabucco’nun ‘birbirinin alternatif olmadığını’, iki hattın da işleyebileceğini söyledi, ama bugün için iki hattı doldurabilecek kafi gaz arzına dair soru işaretleri var. Rusya’nın Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan’a Nabucco’ya gaz vermemesi için baskı yapması mümkün. Ancak pek çok uzman, Avrupa’nın giderek artan enerji ihtiyacının iki hattı da var etmeye yeteceğini söylüyor. Nihayetinde enerji denklemini ortaya atarken ‘çoklu hatlar’ formülasyonu yapan Batı’nın kendisi.

Üstelik Güney Akım’a yeşil ışık yaktığı için Türkiye’ye yüklenilmesi bir başka açıdan da komik kaçıyor. Güney Akım’da Avrupalıların kimi kez ‘şeytan imparatorluğu’ diye andığı Rus tekeli Gazprom’un ortağı AB üyesi İtalya’nın şirketi ENI’den başkası değil! Türkiye’nin Avrupa’nın güvenli enerji arzına yönelik taahhütleri anımsatılırken, Ankara zirvesinde her zamanki gibi magazinel biçimde boy gösteren Berlusconi’ye ‘Batı’yı satıyor musunuz’ diye soran çıkmadı. Enerji meseleleri karşılıklı bağımlılıklarla yürüyor. Satacak doğalgazı olanın müşteriye ve güvenilir transit rotalara ihtiyacı var. Rusya’nın, Avrupa Enerji Sözleşmesi’ndeki adaletsizlikleri çıkarları nedeniyle gidermek istemeyen AB’ye karşı Çin’e de yönelmesi bundan.

Putin’in ziyareti Türkiye ile Rusya arasındaki tarihi rekabeti sona erdirmedi elbette. Yine de Türkiye’nin bölgesel sorunların mümkün olduğunca dış güçlerin müdahalesi dışında çözülmesi yaklaşımının Rusya’yla çakıştığı bir konjonktürü yaşıyoruz. Rusya’nın, Gürcistan’ın geçen yıl Kafkasya’da başlattığı savaşın ardından Türkiye’nin ortaya attığı İstikrar ve İşbirliği Platformu’na sıcak yaklaşması; Ankara’nın Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Karabağ denkleminde çözüme ivme kazandırma çabası ile Ermenistan’la yakınlaşmasına temkinli dursa bile köstek olmaması dikkat çekici. Enerji hatları, büyük ekonomik çıkar mücadelelerini barındırdığından, kanlı savaşların arenaları da... Ancak barış projelerine çevrilmemeleri için neden yok.

Maalesef enerji zengini olmadığımızdan üretici değil, tüketici konumumuzla Rusya’ya enerji açısından bağımlıyız. Yine de Hazar ve Ortadoğu’daki enerjinin pazarlanacağı rotaların göbeğinde yer aldığımızı unutmamalı. Ve gelişmeler Türkiye’nin Rusya’yla enerji alanında rekabet kadar işbirliği olanaklarının arttığını gösteriyor. Türkiye bölgesel ve küresel sorunlarda çıkarlarını öne alan bir siyaset izlediği sürece pozis-yonunu güçlendirecektir. Hem kimbilir, belki de son gelişmeler Rusya’ya bağımlılıktan şikâyet eden Avrupalıların Nabucco’ya daha sıkı sarılmalarının yolunu açar. Financial Times’ın geçen haftaki yorumundaki gibi, ‘Boru hattı reel politiğinde dostluk yok, sadece ortaklar var’. Bunu Batılılardan daha iyi bilen var mı?