Rusya'nın nükleer gücü ve şemsiyesi...

| Fikret Ertan 430

Rusya'nın dünyanın en büyük nükleer güçlerinden birisi olduğuna hiç şüphe yok. Hatta bazı tahminlere göre dünyanın birinci gücü. Elinde bulundurduğu nükleer silah ve başlık miktarlarıyla Amerika'yı bile geride bırakıyor. Bazı kaynaklar Amerika'nın elindeki nükleer savaş başlığının miktarını 5-6.000 civarında, Rusya'nın ise 16.000 civarında olduğunu belirtiyorlar. Rusya söz konusu nükleer gücünü şu 4 şekilde hazırda bekletiyor:

Rusya'nın dünyanın en büyük nükleer güçlerinden birisi olduğuna hiç şüphe yok.Hatta bazı tahminlere göre dünyanın birinci gücü.

Elinde bulundurduğu nükleer silah ve başlık miktarlarıyla Amerika'yı bile geride bırakıyor. Bazı kaynaklar Amerika'nın elindeki nükleer savaş başlığının miktarını 5-6.000 civarında, Rusya'nın ise 16.000 civarında olduğunu belirtiyorlar. Rusya söz konusu nükleer gücünü şu 4 şekilde hazırda bekletiyor:

1. RS-24 tip başlıklarını karadaki sabit silo ya da depolarda;

2. RSS-27 Topol-M gibi füzelerini karada ama seyyar platformlarda;

3. RSS-N-30 Bulava gibi füzeleri denizaltılarda; ve

4. Rus stratejik hava kuvvetleri bünyesindeki stratejik bombardıman filosunda.

Rusya bu muazzam nükleer gücüyle Rusya'yı, sınırlarını en güçlü ve kararlı şekilde savunacağını söylüyor. Nitekim, bunu yeni açıklanan askerî doktrininin kamuoyuna sunulan kısmında altını çizerek belirtiyor. Hatta bu doktrin 2000 yılı doktrininden daha da ileri giderek Rusya'nın kendisine dönük muhtemel hem nükleer hem de klasik saldırılara karşı önleyici nükleer saldırıda bulunabileceğine de işaret ediyor. Rusya tabii bu uyarılarla yetinmiyor. Dostlarını ve müttefiklerini de aynı şekilde koruyacağını da söylüyor. Nitekim, bu çerçevede en son Ortak Güvenlik Anlaşması Teşkilatı (OGAT) Genel Sekreteri Rus Nikolay Bordyuzha, Rusya'nın nükleer şemsiyesinin söz konusu teşkilat üyelerini de içine alacak şekilde genişletildiğini açıklamış bulunuyor. OGAT, malum Rusya'nın NATO'ya karşılık olarak kurduğu ve 7 üyenin yer aldığı bir güvenlik teşkilatı. Üyeleri, Rusya, Belarus (Beyaz Rusya), Kazakistan, Tacikistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Ermenistan.

7 Ekim 2002 tarihinde Taşkent'te Rus, Ermeni, Tacik, Kırgız ve Belarus liderlerinin imzaladıkları anlaşmayla hayata geçen OGAT'a Özbekistan 28 Mart 2008 tarihinde resmen katılmıştı. OGAT, BM Genel Kurulu'nda da gözlemci üye sıfatıyla da yer alıyor.

Teşkilat, önceleri fazla mesafe kat edememişse de son yıllarda gittikçe önem ve nüfuz kazanıyor, askerî imkânlarını güçlendiriyor. Buna bir örnek, teşkilat bünyesinde Şubat 2009'da kurulan Acil Müdahale Gücü. Bugün yaklaşık 2000 civarında mevcudu olan bu güç tamamen hayata geçtiğinde 16.000 mevcutlu olacak. Bu sayıda da elbette başı Rusya çekecek. 8.000 kadar Rus askerini 4.000 Kazak, 1.000'er mevcutla Tacikistan, Kırgızistan, Belarus ve Ermenistan takip edecek.

Çeşitli kaynaklarda tamamen hayata geçtiğinde bu gücün bir bölümünün Ermenistan'da konuşlandırılacağı söyleniyor. Esasen hemen hatırlatalım, bugün Ermenistan'da yaklaşık 5.000 kadar Rus askeri görev yapıyor. Bunların bir kısmı Türk, bir kısmı da İran sınırlarını koruyor. Kısacası, Türkiye ve İran sınır bakımından Rus askeriyle karşı karşıya durumdalar. Bu da ilginç ve manidar bir husus elbette.

OGAT Genel Sekreteri Nikolay Bordyuzha'ya dönersek, eski bir KGB görevlisi olan bu zat, Rusya'nın nükleer şemsiyesinin OGAT üyelerini de artık kapsadığını 25 Şubat günü bir Rus haber ajansına yapmıştı. Bordyuzha'nın bu açıklaması elbette önemli. Bu açıklamanın Kremlin'in yaklaşımı doğrultusunda yapıldığına şüphe yok. Zaten Rus liderliğinden böyle bir yaklaşım olmasaydı Bordyuzha bu açıklamayı yapmazdı. Bu bakımdan açıklaması Rus nükleer gücünün muhtemel kullanımı bakımından son derece önemli ve anlamlı.

Rusya hem yeni askerî doktrinindeki genişletilmiş ve güçlendirilmiş nükleer güç kullanımı tercihleri hem de bu gücü şemsiye olarak dost ve müttefiklerini de kapsayacak şekilde genişletmesiyle elbette 'Ben nükleer güçten vazgeçmem; hatta bunu başkalarını da koruyacak şekilde kullanabilirim, buna da hiç kimse karşı çıkamaz; ben bildiğimi yaparım' diyor.

Dünyadaki nükleer gücün azaltılması, hatta tamamen kaldırılması tartışmalarının yaşandığı şu günlerde Rusya'nın tavrı ise işte böylesi net ve kararlı. Bunu bu tartışmalara taraf olan devlet ricali düşünmeli elbette.