Bir kilit, üç anahtar

| Mehmet Yilmaz 86

Soçi, Karadeniz'in kıyısında bir sayfiye şehri.Rusya'nın Antalya'sı olarak biliniyor.Başbakan Erdoğan, yarın Soçi'de Rusya Federasyonu Başbakanı Putin'le bir araya gelecek.

İki lider için bu tatil beldesi, tanıdık bir mekân.

Çünkü...

Yaklaşık dört yıl önce (17 Temmuz 2005) burada buluşmuşlardı yine.

Ekonomik ve siyasî ilişkilerin masaya yatırıldığı ziyaret, büyük 'merak' uyandırmıştı kamuoyunda.

Şüphesiz bu merakı artıran en önemli faktör, ortaya atılan bazı 'spekülatif' iddialardı elbet.

Güya...

İki lider beş saat boyunca 'kayıt' tutmadan görüşmüştü. Anlaşılıyordu ki...

Soçi'de yapılan görüşme mühimdi.

Daha da önemlisi...

Bu görüşmeden rahatsız olanlar vardı.

Hatırlarsanız 'şüphe' izhar eden bazı bilgiler dolaşıma sokularak, Soçi buluşmasının üstüne 'gölge' düşürülmek istenmişti.

Ama hedeflenen netice alınamadı.

Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler gelişmeye devam etti. Karşılıklı olarak üst düzey ziyaretler gerçekleştirildi.

Başbakan Erdoğan'ın yarın Soçi'ye gitmesi de bu sürecin bir devamı niteliğinde.

Moskova'dan gelen 'talep' üzerine gerçekleşecek olan ziyaret sırasında Kafkaslar'daki son gelişmelerden enerjiye kadar bir dizi konu ele alınacak.

Tabii Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ihtilaflar da...

Ankara, bir süredir Kafkaslar'da 'etkin' politika izliyor. Azerbaycan ve Gürcistan'la geliştirdiği sıcak ilişkiler zincirine Ermenistan'ı da dâhil etmek istiyor.

Bu yönde adımlar atılabilmesi için de 'öncelikle neler yapılması gerekiyor' konusunda girişimlerde bulunuyor.

Geçtiğimiz günlerde Ermenistan'la ilişkileri normalleştirme çerçevesinde bir 'yol haritası' belirlendiğinin açıklanması, yaklaşık iki yıldır Erivan'la birlikte yürütülen 'gizli' ve 'açık' görüşme trafiğinin bir sonucu aslında.

Ancak bu süreç sanıldığı kadar kolay değil.

Azerbaycan ile Türkiye arasında birkaç aydır yaşanan 'güven' bunalımı, sürecin ne kadar 'sancılı' geçtiğini gösteriyor bize.

Peki ama neden?

Bunun çok çeşitli nedenleri olabilir.

Bana göre ise tek bir sebebi var:

- Türkiye ile Ermenistan arasında bir anlaşma ihtimalinin ufukta belirmesi, bölgedeki statükoyu derinden sarsıyor.

Ne yaptı Türkiye?

Paslı kilidi anahtar kullanmadan açmaya çalıştı.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana genelde Ermenistan, özelde de Yukarı Karabağ, Kafkaslar'ın paslı kilidi konumunda.

Şimdiye kadar AGİT Minsk Grubu'nu oluşturan üç 'anahtar' ülke (ABD, Rusya ve Fransa) bu kilidi açmak için çok uğraştı.

Ya da...

Uğraşıyor görüntüsü verdi.

Sonuç ortada.

Anahtarlar tek tek kullanılsa da, üçü birden devreye girse de kilit açılmadı.

Türkiye devreye girip 'maymuncuk' kullanarak kilidi 'açma' iradesi gösterince de bölgedeki tansiyon birden yükseldi.

Başbakan Erdoğan'ın, Azerbaycan'ın gönlünü aldıktan sonra Soçi'ye geçmesi bu açıdan önemli.

Anlaşılıyor ki...

Kilidi açmadan önce yapılması gereken işlem, pasları temizlemekmiş meğer.

İnceltilmiş 'neft' ya da 'doğal' gaz ile paslarından arındırmadan kilidi açmaya çalışmak da bölgedeki sinir uçlarını harekete geçirmek anlamına geliyormuş.

Hâsılı...

Türkiye, bölgede biriken doğal enerjiyi açığa çıkardı.

Şimdi asıl maharet, bu potansiyel enerjiyi kinetik enerjiye çevirebilmek tabii ki.

Bakalım nasıl sonuçlanacak Kafkaslar'da oynanan bu yeni satranç?