Kırgızistan'da etnik çatışma ve Türk Dış Politikası...

| Nuh Gönültaş 12

Biz kendi ülkemizde, şehrimizde kendi hayatlarımızı yaşarken dünyada çok acı olaylar oluyor.
Dünya globalleşti ya, kara haber artık daha tez geliyor.

En acısı da kardeş kavgası haberleri.

Kırgızistan'dan gelen çatışma haberleri ne yazık ki bu bölgede kardeş kavgasının tetiklendiğini gösteriyor.

Orada bir tür "kara plan" uygulanıyor ve o plan, kardeşi kardeşe düşürmeye yetiyor.


Bu plan Fergana Vadisi'nde başarı ile uygulanmış görünüyor.

Her dilde benzeri deyimler var. Biz "Filler tepişirken çimenler ezilir" deriz. Kırgızlar ise "Atlar tepişir, arada sıpalar ezilir" derler.

İşte bu söz Kırgızistan'da yaşanan şiddet olaylarını çok iyi açıklıyor.

Orada büyük güçlerin çıkarları için yerel halk birbiriyle çatıştırılıyor.

Manas'ta bir Amerikan üssü bulunuyor. ABD ile üs anlaşması Moskova'yı tahrik etti denilebilir.

Bu üs ABD'nin Afganistan'daki askeri gücüne lojistik destek sağlayan en önemli üslerden birisi.

Bugün Kırgızistan ki Orta Asya ülkelerinin en fakir toplumlarından biri, ABD-Rusya-Çin arasında eziliyor.

Dış güçler 2005'ten beri Kırgız halkını ülke yönetimine karşı ayaklandırıyorlar.

Bunun adına da "Halk ayaklanması" diyorlar. Şimdilerde ülkede yaşayan Özbek, Ahıskalı ve Kazaklar bu çatışmaların birinci hedefi.

Yaşanan bir tür etnik çatışma.

Ancak suni bir etnik çatışma. Fakat öyle bir etnik çatışma ki, Orta Asya Cumhuriyetleri'ne sıçrayacağı yönünde büyük endişeleri de beraberinde getiriyor.

Günümüzdeki çatışmalar 21 yıl önce yaşanan "Fergana Olayları"nın oluş ve ortaya konuş şekliyle neredeyse birebir aynı.

Hatta mekan da aynı, oyun da aynı, oyuncu da...

Perde gerisinden oyunu idare eden de değişmedi. Değişen tek şey aradan geçen zaman.

Mayıs 1989, Fergana'da bahar ayları. Ustaca hazırlanan bir plan devreye sokuluyor.

Fergana'da bir mahallede çıkan basit bir tartışma... Yerli halk Özbekler, orada yaşamak zorunda bırakılan Ahıskalılar'a saldırıyor. Tıpkı bugün Kırgızlar'ın Özbekler'e saldırdığı gibi, taş ve sopalarla...

Can kaybı çok büyük oldu.

Kardeş kardeşe yaşayan iki halk bir anda düşman kardeşler oluveriyor.

Öyle ki, Fergana Vadisi kan ve gözyaşı ile sulandı.

Özbekler, tıpkı Meshet bölgesinden 1944'te her şeylerini bırakıp çıkarıldıkları gibi, 1989 yılında da Özbekistan'da bütün varlıklarını bırakıp kaçmışlardı.

Stalin'in zulmüyle Gürcistan'dan tren vagonlarıyla Özbekistan'a sürülenler bu defa Azerbaycan, Kazakistan, Rusya, Türkiye ve diğer ülkelere sığındılar.

Geçen haftadan beri Kırgızistan adeta fokur fokur kaynıyor. Olayların başlangıcından bu yana geçen günler içinde çok sayıda Özbek hayatını kaybetti. Bu rakamın 500 olduğunu söyleyenler var.

Özbekler 22 milyonluk nüfusuyla Türk Cumhuriyetleri içinde en kalabalık halkı oluşturuyor.

Kırgızlar 5.3 milyon.

Dolayısıyla Özbekler bu gelişmelere sessiz kalmayacak.

Kırgızistan nüfusunun yüzde 70'ini Kırgızlar oluştururken, Özbekler bu nüfusun yaklaşık yüzde 15'ini teşkil ediyor.

Kırgızlar sonuç olarak yoksulluğa doğru adım adım ilerliyor.

2005'te devrilen Akayev halen Rusya'da yaşıyor. Ülkesine giremiyor. 2005'ten beri ülkeyi yöneten Bakıyev de aynı taktiklerle Nisan ayında "halk ayaklanmasıyla" devrildi. O da şu anda Beyaz Rusya'da. Ülkesine giremiyor.

İşin en ilginç ve üzüntü verici tarafı ise şu: Bakıyev'i koltuğundan ederek Nisan ayından beri ülkeyi yöneten Otunbayeva beş yıl önce Bakıyev ile omuz omuza vererek Akayev'i devirmişti. En son da Bakıyev'i devirdi.

Kılıçla gelen kılıçla gider. Bakalım Otunbayeva'yı hangi halk ayaklanması devirecek ve o hangi ülkeye sığınacak?

Türkiye kendi bölgesinde komşularla sıfır problem politikasını başarı ile uygularken acaba, yine Türkiye için hayati öneme sahip Orta Asya bölgesini ihmal mi ediyor?

2005 yılından bu yana Dışişleri'nin Orta Asya bölgesini ihmal ettiğinde dair yaygın bir kanaat var.

Mesela Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu Özbekistan'a kaç defa gitti? Buna karşılık Suriye'ye kaç defa gitti?

Suriye'den Güney Amerika'ya, Brezilya'ya kadar uzanan kapsama alanının, son zamanlarda Orta Asya ülkelerinden eksik edildiğini düşünenler oldukça fazla. Kırgızistan'da yaşanan şiddet olaylarına Türkiye sadece oradaki vatandaşlarımızı tahliye etmek için uçak gönderebiliyor. Lübnan'daki hükümetin düşmemesi için çaba sarf ederken, acaba Kırgızistan'daki duruma ne kadar müdahil olunabiliyor?

Bu durum ihmal gibi bir hal almadan Orta Asya yeniden Dışişlerimiz'in kapsama alanına alınmalı.