“Nazım Hikmet'i, Komünizmde yaşadığı hayal kırıklığı öldürdü”

913

Türk şairi Nazım Hikmet'in eşi Vera Tulyakova-Hikmet'in kızı Anna, şairin komünizme çok inandığını, ancak yaşadığı hayal kırıklığının kendisini ölüme götürdüğünü söyledi. Nazım sağlığında küçük Anna'yı "Annuşka" diye adlandırmıştı.

Literaturnaya Rossiya gazetesine konuşan Anna, Nazım'ın ölmesinin ardından Sovyetler Birliği'nde şairin unutulduğunu söyledi. Nazım'ın evini müze yapmakta güçlük çektiklerine işaret eden Vera Tulyakova-Hikmet'in kızı, "Annem Sovyetler Birliği döneminde Nazım'ın bizimle oturduğu evi müzeye dönüştürmeye çalıştı. Ama tüm bu işler için para lazımdı, komşuların rızası, itfaiye dairesinden izin ve başka işlemler gerekiyordu. Sovyetler, Nazım'ı kendisinin komünizme olan inancından dolayı kullandı, fakat Hikmet ölümünden sonra Sovyet yönetimi tarafından unutuldu. Sonuç itibariyle Sovyetler Birliği, Nazım'ı bitirdi. Şairin komünizmle ilgili korkunç hayal kırıklığı kendisinin ölümüne neden oldu. Dolayısıyla ölümünden sonra kendisi de evi de lazım olmadığı için evi de müzeye dönüştürülmedi. Türkler burada yoktu. Annem müzeyle ilgili bir şey yapamadı. Sovyetler dağılınca ve Türkler bura gelmeye başlayınca artık müzenin sırası değildi ve dolayısıyla bu müze düşüncesinden hiç bir şey çıkmadı." dedi.

Rusya'nın bugünkü durumundan Nazım'ın memnun olabileceğini belirten Anna, "Bence sınırların açılması ve bu hapishanenin yıkılması şairi mutlu ederdi. Nazım dünyayı gezmesine ve özel durumda olmasına rağmen özgür olmadığını hissediyordu. O sağ olsaydı yine de dünyada adaletin olmasını isterdi." değerlendirmesinde bulundu.

Şair'in Münevver Andaç’tan olan ressam oğlu Memed Nazım'ı da hatırlayan Anna, "Memed babasına çok dargın idi ve belki annesinin Nazım'a olan dargınlığı oğluna da geçmişti. Dolayısıyla zavallı Memed'in ölü babası ile bile çok zor ilişkileri var. Memed kapalı bir insan." şeklinde konuştu.

Şairin Türkiye'de çok sevildiğini ve Moskova'daki mezarına çok sayıda Türk vatandaşların geldiğini belirten Anna, "Nazım Türkiye'nin Puşkin'idir.” (19.yüzyılda yaşamış ünlü Rus şair) dedi.

Moskova'da düzenlenen Nazım'la ilgili anma törenlerine kendisinin bazen davet edilmediğini de eleştiren Anna, "Beni her zaman davet etmiyorlar. Tabii ki davet ettikleri zaman katılıyorum. Benim genelde buradaki Türk diasporasıyla ilişkim yok. Türk diasporası kendi kendine, ben de kendi kendime yaşıyorum. Annem sağken Nazım'la ilgili çalışmaları kendisi yapardı. Ve ben bu işlerden uzak durdum, çünkü benim kendi hayatım vardı." bilgisini verdi. Anna, kendisini Moskova'da Nazım'ın varisi olarak görmediğini de sözlerine ekledi.