Dostoyevski'nin kahramanları ete kemiğe büründü

140

Dostoyevski'nin romanlarında yer alan karakterlerin nasıl ete kemiğe büründüğünü merak eder miydiniz? Yahut romandaki bir sahnenin bir sergi salonunda karşınıza çıkmasını...

Daha önce İhsan Oktay Anar'ın Uzun İhsan Efendi'sini karşımıza çıkaran heykeltıraş Çağdaş Erçelik'in Dostoyevski'nin roman karakterlerinden esinlenerek hazırladığı sergi, 26 Mart'ta Galeri Eksen'de açılacak. Dostoyevski, "Budala"da romanın başkahramanı aracılığıyla ressam bir kıza vasiyette bulunur. Ressam kız, Budala'ya bir insanı hangi haliyle resmetmesi gerektiğini sorar ve ondan kendisi için bir konu bulmasını ister. Budala, ressam kıza bir arkadaşının idam mahkûmu olduktan sonra, idam mangasının önünde tam öldürülecekken affedildiğini anlatır ve ondan, tam o anda idam mahkûmunun gözlerindeki ifadeyi çizmesini ister. O idam mahkûmu Dostoyevski'nin ta kendisidir!

Çağdaş Erçelik, edebiyatla bağı en sıkı heykeltıraşlardan biri. Öyle ki, okuduğu kitaplar, sevdiği edebiyatçılar onun en büyük esin kaynağı. Sanatçı, daha önce Puslu Kıtalar Atlası adlı romanın başkarakteri Uzun İhsan Efendi'nin büyülü dünyasıyla çıkmıştı karşımıza, ardından “Dersaadet”in Sait Faik, Nazım Hikmet, Yahya Kemal ve Orhan Veli gibi usta yazarlarını bir araya getirmişti. Erçelik'in şimdiki uğraşı ise Dostoyevski karakterleri.

Birkaç yıl önce Yeraltından Notlar'ı okuduktan hemen sonra romanla ilgili bir şeyler yapmak istediğini anlatıyor Erçelik. Başta sergi hazırlama amacı yokmuş ama yoğun bir şekilde Dostoyevski'nin dünyasına girip sürekli olarak eskizler, resimler yapmaya başlayınca “Bu neden bir sergi olmasın?” diye düşünmüş. Böylece, Erçelik'in henüz tamamlanmamış sergisinin ilk heykeli, Yeraltından Notlar'ın isimsiz kahramanı olmuş. Bu isimsiz kahraman hırsla, yolda kendisine omuz atan adamla bir daha karşılaştığında ona gününü nasıl göstereceğini düşünüp türlü varyasyonlar üretiyor; bir yandan da odasında bir aşağı bir yukarı volta atıyordur. Erçelik, “Ben Dostoyevski'den önce hiçbir romancının böyle bir ruh halini incelediğini görmemiştim.” diyor ve belki de insanların Yeraltından Notlar'ı okuduğunda bu yüzden büyülendiklerini söylüyor. Aynı kitapta kahraman şöyle der: “O sıralar beni üzen bir mesele daha vardı: Ne ben kimseye benziyordum ne de herhangi biri bana.” Ancak Erçelik, Dostoyevski kahramanlarının bu toprakların insanlarıyla çok benzeştiğini düşünüyor ve diyor ki: “İki toplumun da yaşadığı sıkıntılar çok benziyor. İkisi de Batılı gibi olmaya çalışıyor ama olamıyor, ikisi de Batı'ya karşı hayranlık ve öfke duyuyor. Onun hem bir ezikliği var hem de entelektüel stresi. Dostoyevski'den önce ilgilendiğim yazarların da ondan etkilendiklerini gördüm. Yeraltından Notlar'daki ismi olmayan karakter, Türk edebiyatına sızmış ve romanlarda geziniyormuş gibi...”

Sanatçı, eserlerinde izleyicinin hayal gücüyle doldurabileceği sahneler seçmiş çoğunlukla. Sözgelimi, Raskolnikov'un baltayla kadını öldürdüğü anı değil de, cinayeti işledikten sonra odasına gelip kaldığı o ilk anı canlandırmış. Böylece sahneyi vurgulamak yerine, izleyicinin de tamamlayabileceği boşluklar bırakmış. Roman kahramanlarıyla uğraşmanın hem bir avantajı hem de dezavantajı beraberinde getirdiğini söylüyor Erçelik. Ona göre avantaj, çünkü özgürce, kendi hayal gücüne dayanarak üretimde bulunabiliyor. Dezavantaj, çünkü herkes bunları okuyor ve insanların hayalinde canlandırdığı tipler var, onlara uymadığında tepki verebiliyorlar.

Çağdaş Erçelik'in şimdilik hazır olan 8 heykeli, Dostoyevski'nin Suç ve Ceza, Budala, Kumarbaz, Karamazov Kardeşler ve Yeraltından Notlar adlı eserlerini kapsıyor. Cinler'le ilgili bir heykel yapım aşamasında ve Dostoyevski heykeliyle birlikte sergide 20'ye yakın eser yer alacak. Bunun dışında 20 kadar resmin de yer alacağı serginin sürprizi ise Dostoyevski'nin Budala'da vasiyet ettiği resim olacak. Dostoyevski hayranlarını mutlu edecek sergi, 26 Mart 2014'te Galeri Eksen'de açılacak.