Türk-Rus Kültür Merkezi'nin katkıları ile konser

220

3 Aralık Dünya Engelliler Günü vesilesiyle Türk – Rus Kültür Merkezi, Moskova Sivil Toplum Kuruluşları Derneği ve İvan da Marya Paralitik Merkezi ile birlikte ‘‘Güzellik ve İyilik Dünya’yı Kurtaracak’’ adlı festival kapsamında ‘‘Ruh şarkı söylüyor’’ isimli bir konser etkinliği düzenledi.

Konser, Paralitik Merkezi üyelerinin eserlerinin de sergilendiği ve Moskova’nın güneyinde yer alan Mayak Kültür Evi’nin sahnesinde gerçekleştirildi. Etkinlikte, Paralitik Merkezi üyelerinin kendi elleri ile yapmış oldukları resimler, nakışlar, süs eşyaları, seramikler ve takılar misafirlerden büyük beğeni topladı. Beyin felci, kalcı körlük ve Down sendromu gibi sebeplerle sınırlı hareket edebilen tüm bu insanlar resmi açıdan‘‘engelli’’ olarak tanımlanmakta. Ancak ‘‘Savaş Çocukları’’ isimli hayır kuruluşunun üyelerinden Prof. Dr. Vladimir Loşakov’un da belirttiği gibi, bütün bu sınırlar ve engeller sadece fiziksel sağlıkla alakalı. Bu insanların yeteneklerinde ve yaratım güçlerinde herhangi bir eksiklik ya da sınırlamadan bahsetmek mümkün değil.

Konser öncesinde bir konuşma yapan Türk – Rus Kültür Merkezi Kadın Platformu Koordinatörü Rümeysa Dilekçi, Rusya ve Türkiye arasındaki tarihi, siyasi ve ekonomik ilişkilere vurgu yaparak, bu ilişkilerin kişisel hayatlar seviyesine de indirgenip buralarda da güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi ve söz konusu etkinliğin organizatörü ve İvan da Marya Paralitik Merkezi’nin Müdürü Mariya Veselovskaya – Tomaş’ı başarılı organizasyondan dolayı kutladı. Engellilerin sosyal adaptasyon süreçlerinin uluslararası bir mesele olduğunu ifade eden Dilekçi, bu meselenin tüm milletler tarafından uyum içerisinde çözümlenmesi gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı.

Konuşmanın ardından sahne alan Moskovalı sanatçılar, arkadaşlık, aşk ve sabır konulu eserleri seslendirdiler. Konserde ünlü Türk müzisyenlerden Sezen Aksu’nun ‘‘Adı bende saklı’’ ve Zülfü Livaneli’nin ‘‘Leylim ley’’ isimli besteleri ile birlikte ‘‘Beyoğlu’nda gezersin’’ adlı Türk sanat müziği eserini de seslendiren Moskovalı sanatçılar, izleyicilerden tam not aldı. Söz konusu Türkçe eserler, 10 yıldan fazla bir süredir Türk müziği ve kültürü ile yakından ilgilenen ve Paralitik Merkezi’nin neredeyse tüm hayır etkinliklerinde sahne alan Yulya ve Darya tarafından seslendirildi. Müzikle profesyonel seviyede uğraşan Darya, aynı zamanda bir konservatuar çalışanı. 3 saat boyunca devam eden konser, farklı dillerde seslendirilen eserlerin ve başarılı performansların kombinasyonu sayesinde, kuvvetli bir etkiye ve duygusal yoğunluğa sahip oldu. Zaten bu tür başarılı organizasyonlar, özellikle de fiziksel engellerden dolayı daha az sıklıkla mutlu olan insanlar için hep büyüleyici olmuştur ve olmaya da devam edecektir.

resim tanımı girin

Türk – Rus Kültür Merkezi oldukça başarılı geçen etkinlik sayesinde, İvan da Marya Paralitik Merkezi gibi yeni bir dost ve partner kuruluşla daha çalışmaya başlamış oldu. Moskova Sivil Toplum Kuruluşları Derneği Temsilcisi Galina Legonkova ise mikrofonlarımıza yaptığı açıklamada Türk – Rus Kültür Merkezi ile uzun zamandır birlikte çalıştıklarını ve işbirliği içerisinde olduklarını söylüyor:

"Birkaç yıldan beri Türk – Rus Kültür Merkezi ile kişisel dostluk bağlarımız vardı. Daha sonra Türk dostlarımızı hayır projelerimize katılmaya çağırdık. Destek görmekten her zaman memnunuz. Projelerimizin pek çoğunun devlet desteğinden ziyade, kişisel bağışlara dayandığı zaten bir sır değil. İyi insanların olmadığı bir Dünya düşünülemez. Bu gerçeği gayet iyi biliyorum. Ancak, özellikle Türk gönüllülerin bize katılıp, bizimle birlikte çalışmalarından ayrıca memnun oluyoruz. Türk dostlarımız faaliyetlerimize finansal destek vermekle kalmıyor, aynı zamanda bu faaliyetlerde aktif bir şekilde görev alıyor, ihtiyaç duyduğumuzda yardımlarını esirgemiyorlar. Geceden evlerinde kendi elleri ile hazırladıkları yemekleri getiriyorlar. Derneğimizin üyelerini kendi merkezlerinde organize edilen toplu buluşmalara, atölye çalışmalarına, yarışmalara ve misafirliğe davet ediyorlar. Türklerin çok samimi ve içten bir millet olduğunu söyleyebilirim. O kadar içten ve duygusallar ki, biz bazen o kadar duygusal olmaktan çekinebiliyoruz. Kendileri ile iyi seviyede olan iletişimimiz, sadece Rusçayı iyi konuşmalarından değil, aynı zamanda ruhlarımızın aynı frekansta buluşuyor olmasından kaynaklanıyor."