Gazprom Export Genel Direktörü Medvedev Zaman için yazdı

0

Alman şirketi Wintershall'ın, tamamlandığında Karadeniz üzerinden Avrupa'ya yıllık ek 63 milyar metreküp doğalgaz tedariki sağlayacak olan Güney Akım projesine katılımından duyduğum memnuniyeti açıklayarak başlamak istiyorum.

Bununla beraber, geçtiğimiz birkaç hafta Avrupa enerji politikası açısından yoğun bir aydı. Ardı ardına yapılan toplantılarda, AB liderleri ve enerji bakanları Avrupa'nın 2020 ve 2050'ye kadarki enerji stratejileri üzerine ortak bir anlayış geliştirmek için çaba harcadılar. Avrupa'nın, iddialı salınım hedeflerine ulaşmak adına temiz, güvenli ve verimli enerji tedarikini nasıl sağlayacağı ve aynı zamanda iş çevrelerini ve tüketicileri fiyat artışlarından ve arz sıkıntılarından nasıl koruyacağı sorularıyla haşır neşir olmak elbette zor bir görevdi.

 


Avrupa'nın enerji bilmecesinin yanıtlarından biri; salınımları azaltma potansiyeli son derece yüksek ve rekabetçi fiyatlar kapsamında ulaşılması son derece kolay olan ve test edilip onaylanmış teknolojilere dayanan doğalgaz. Bu yüzden, doğalgaz çok uzun yıllar boyunca AB'nin dallı budaklı enerji sorunlarına temel bir cevap teşkil etmeyi sürdürecek. Yeterli ve güvenilir doğalgaz arzını güvence altına almak, görüldüğü üzere, Avrupa enerji güvenliği açısından kilit öneme sahip.

Avrupa Komisyonu bu fikri benimsedi ve siyasi söyleminde Avrupa'ya yönelik bütün yeni doğalgaz boru hatlarını memnuniyetle karşıladığı görüşüne yer verdi. Gerçekten de 2011 bu bağlamda çok ciddi atılımların yaşanacağı bir yıl olacak. Rusya ile Kuzey-Batı Avrupa'yı Baltık Denizi üzerinden bağlayan Kuzey Akım boru hattı bu sonbaharda faaliyete geçecek ve son kertede Avrupa'nın doğalgaz ithalat kapasitesini yıllık 55 milyar metreküp artıracak.

Ne var ki, güncel siyasi dilin satır aralarını incelediğimizde, Brüksel'in yeni boru hatlarına yönelik yaklaşımının kimilerinin varsaydığı kadar eşitlikçi olmadığı görülüyor. Aslında, yalnızca hem arz hatlarının hem de arz kaynaklarının çeşitlendirilmesine yardımcı olacak yeni boru hatları "AB için öncelikli proje" başlığıyla onurlandırılacak. Bu, Rusya ve Norveç dahil olmak üzere, AB'nin halihazırda var olan enerji ortaklarından uzaklaştığını ve bu ülkelerin doğalgaz boru hattı projelerine AB'den resmî destek çıkmayacağını gösteren ciddi bir siyaset değişikliğine işaret ediyor. Ben, yeni doğalgaz kaynaklarına erişimi amaçlayan meşru siyasi hedefle halihazırda var olan tedarikçilerle Avrupa arasındaki tedarik hatlarının güçlendirilmesi ihtiyacının birbirlerine zıt hedefler olarak gösterilmesinin bir hata olacağına kesinkes inanıyorum.

AB, Ukrayna transit krizinin ardından, üye ülkeleri en önemli arz altyapılarında meydana gelecek sıkıntılara direnmeye hazırlıklı olmak zorunda bırakan ("N-1 prensibi" olarak da bilinen) yeni bir politika benimsedi. Bu arada, Wintershall'la birlikte 10 Avrupa ülkesinden enerji şirketleri, Güney-Doğu Avrupa'ya Rus doğalgaz sahalarına doğrudan erişim imkânı verecek olan Güney Akım boru hattı planlamalarına hız verdi. Güney Akım boru hattı, 2015 yılında tamamlandığında, Avrupa doğalgaz sisteminin ciddi biçimde ihtiyaç duyduğu kapasiteye büyük katkıda bulunmasının yanı sıra Avrupa'nın ana doğalgaz boru hatlarında meydana gelebilecek her türlü aksaklık karşısındaki kırılganlığını da ciddi ölçüde azaltacak. Güney Akım ayrıca Avrupa'nın N-1 siyasetini de desteklemesi hasebiyle, AB'nin tam desteğini de kesinlikle hak etmektedir.

Güney Akım'ın halen, burada irdelemekten memnun olacağım bazı yanlış anlamalarla karşı karşıya bulunduğunun farkındayım.

Bir teori Güney Akım'ın Kiev'i cezalandırmak ve Ukrayna'yı kaderine terk etmek için Ukrayna toprakları üzerinden yapılan transit yollarını değiştirmeyi amaçladığını savunuyor. Ancak, rakamlar bu iddiayı bir perspektife oturtabilir: Yıllık 120 milyar metreküpe kadar doğalgazın transiti Ukrayna üzerinden gerçekleştiriliyor; Güney Akım ise yıllık 63 milyar metreküp kapasiteye sahip olacak. Ukrayna her halükarda Rusya'nın Avrupa'ya yönelik gaz ihracatının önemli sütunlarından biri olarak kalacak. Ancak, bütün yumurtaların konduğu sepet olmaktan da çıkacak. Bu da elbette, her türlü enerji güvenliği stratejisinin mantıklı olan yüzü olduğu kadar, Gazprom gibi borsada işlem gören bir şirket için anlaşılabilir bir riskten korunma stratejisidir.

enerji güvenliği meselesi

Kimileri ise aksi yönde bir korkudan, Güney Akım'ın Avrupa piyasasını haddinden fazla Rus doğalgazıyla doldurabileceğinden bahsediyor. Kuzey Akım ve Güney Akım projelerinin tamamlanmasından sonra dahi Avrupa'nın gaz tedarikinin %70 kadarının Rusya dışı kaynaklarca gerçekleştirileceğini hatırlatmak suretiyle bu korkuları hafifletmek isterim. Durumun tek taraflı bağımlılık olarak tanımlanamayacağı açıktır, hele ki Gazprom'un gelirlerinin aşağı yukarı %70'inin Avrupa'ya dayandığı düşünüldüğünde daha da açık hale gelmektedir.
Güney Akım'ın, Rus gazının pazar payını artırma amaçlı bir proje değil, ancak temelde bir enerji güvenliği yatırımı olduğu gerçeği, Güney Akım boru hattı projesinin diğer olası tedarikçilerden kaynak ithal etmeyi amaçlayan diğer boru hattı projeleriyle rekabet içinde olmadığı anlamına da gelmektedir. Güney Akım bu projelere karşı çıkmamaktadır; sadece, eşit muamele görme ve eşit şartlarda faaliyet gösterme hakkını talep etmektedir.

AB liderlerini, Avrupa'nın enerji geleceğini belirlerken Rusya'yı göz ardı etmemeleri için teşvik etmek istiyorum. Gazprom'un Avrupa'ya gaz tedariki 40 yıldan daha uzun süredir olağanüstü istikrar arz ediyor. Rusya dünyanın kanıtlanmış gaz rezervlerinin dörtte birine, başka bir deyişle Avrupa'nın gaz ihtiyacını bir asır daha karşılayacak miktara ev sahipliği yapıyor. Güney Akım, Avrupa enerji güvenliğini ve gaz piyasasının işleyişini geliştirmesinin yanı sıra bölgenin önemli bir kısmı boyunca ticari kar, iş imkanı ve vergi geliri üretecek. Güney Akım desteklemeye değer bütüncül bir Avrupa projesidir.