Rus iş adamı Türk meslektaşlarını anlattı

472

Son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu arasında ticari ve ekonomik işbirliği giderek artıyor. İki ülkedeki iş çevrelerinin işbirliğine ve farklı sanayi ve ticaret alanlarında yeni projelerin geliştirilmesine olan karşılıklı ilgisi artıyor. Rusya Federasyonu Ticaret ve Sanayi Odası nezdinde 2004 yılında kurulan Rus-Türk İş Konseyi, Rusya ve Türkiye arasındaki iş ilişkileriyle ticari ve ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi ve güçlenmesine tam katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Rusya’nın güneyinde tanınan şirketlerden biri “Impextrade” şirketi, Rusya Federasyonu Ticaret ve Sanayi Odası Rus-Türk İş Konseyi’nin üyesi olarak metalürji ve ikincil metaller alanında iki ülkenin iş adamları ve toplulukları arasında ilişkileri geliştirmekte. “Impextrade” Yönetim Kurulu Başkanı Oleg Tsvigun, Rusya’nın Sesi radyosuna demecinde, Rus-Türk işbirliğinin mevcut durumunu, özelliklerini ve beklentileri anlattı:

- Rus-Türk İş Konseyi’ne katılmak kararını verdiğinizde hangi hedefleri belirlemiştiniz? Konseyin işlevi ne? Konsey ilgili deneyimlerinizi aktarır mısınız? Rus ve Türk girişimcilerine nasıl yardımcı olabilir?

Impextrade şirketimiz, daha çok Rusya’nın güneyinde ihracat alanında faaliyet gösteriyor. Rusya Federasyonu’nun güneyindeki Rostov, Taganrog, Azov, Yeysk, Taman kentleri hep ticaret merkezleri olarak biliniyordu. İlk ortağımız, Karadeniz’in diğer ucunda bulunan Türkiye’ydi. Bunu bilerek ve güney yönünün yüksek potansiyelini pozitif değerlendirerek Rus-Türk İş Konseyi’ne katıldık.

Konsey’in çalışmalarına, Rusya’nın 40’tan fazla bölgesiyle 150’den fazla Türk şirketi ve firması katılıyor.

Yakın gelecekte Moskova’da, yeni seçilen Konsey Başkanı Tuncay Özilhan’ın önderliğinde Türk-Rus İş Konseyi heyetiyle yeni bir çalışma toplantısı yapılacak.

- Sberbank’ın Denizbank’ı satın almakla ticari ilişkilerimizin neler vaat ettiğiyle ilgili düşüncenizi almak isterdik.

Küreselleşen dünya şartlarında çeşitli tehdit ve zorluklarla karşı karşıya kalan ülkelerimiz, daha önce elde edilen işbirliği düzeyini korumakla birlikte söz konusu işbirliğimizin bir dizi önemli alanlarında önemli ilerlemeler kaydetmeyi başardı. Bu alanlardan biri, bankalar arası işbirliği.

2012 sonbaharında, Rusya’da banka sektörünün lideri Sberbank, Fransız-Belçika ortaklığı olan Dexia şirketinden Denizbank’ı aldığını ilan etti. Gelişmiş bankalar arası işbirliği de çok yönlü ekonomik işbirliğinin daha fazla ilerlemesinin güvencesidir. Buna, ulusal para birimlerinin kullanımı da dâhil. Aslında bunu, 2012 Aralık’ta Türkiye ziyareti sırasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de belirmişti: “Başlıca görevlerimizden biri, iş ortaklığımızın mali altyapısının iyileştirilmesi. Sermaye yatırımları için destekleyici, rahat bir ortam oluşturulmalı, karşılıklı ödemelerde ulusal para birimleri kullanılmalı.”

Sberbank’ın Avusturya’da, İsviçre’de, Türkiye’de bankalara, Kazakistan’da, Belarus’ta, Ukrayna’da yan şirketlere, Hindistan’da şubeye, Çin’de ve Almanya’da temsilciliklere sahip olması, Rusya’nın en büyük bankasını uluslararası bankaya dönüştürdü. Elbette tüm bunlar, Sberbank Başkanı German Gref sayesinde gerçekleşti ve oluşturduğu yönetici takımının yüksek profesyonelliğin göstergesidir.

Sberbank-Denizbank tandemi, ayrıca Avrupa ve BDT ülkelerindeki yan kuruluşlar, finansal hizmetlerin çeşitliliği ve coğrafyası açısından Türk, Rus ve Avrupa şirketlerine ve işletmelerine üniversal finansal ürün sunmaya olanak sağlıyor.

- Ticaret, yatırım ve ortak projeler alanında iki ülke arasında ne gibi sorunlar var?

Ticari ve ekonomik konulara gelince iki ülke arasındaki fikir ayrılıkları, diğer herhangi bir ikili ilişkilerde olduğu gibi elbette mevcut. Bunlar, ağır nakliye kotaları, üçüncü ülkelerle enerji projeleri, Rus enerji kaynaklarının miktar ve fiyat parametreleri ve Türk işletmelerinin özelleştirme programına Rus şirketlerin katılımı gibi alanlardaki sorunlar.

Örnek olarak, 2009 yılından bu yana yürürlükte olan basitleştirilmiş gümrük koridoru gösterilebilir. Türkiye’den Rusya’ya getirilen mallar için gümrük işlemlerini büyük ölçüde kolaylaştırdı ve hızlandırdı. Bu proje, devlet kurumları arasında güven düzeyini artırıyor ve her iki yönde yük taşımacılığı alanında kendini kanıtlamış şirketlerin çalışmasını kolaylaştırıyor.

Hâlihazırda, Türk kamyonların Rusya üzerinden geçiş kotası sorunu için çözümlerden biri olarak Rusya’nın güneyinde büyük çok fonksiyonlu lojistik merkezinin inşaatı için ön çalışmalar yapılıyor.

- Sizce, Türkiye himayecilik uyguluyor mu, yoksa “tam rekabet serbest ticaret” anlayışı mı hâkim?

Devlet himayeciliği, yani iç pazarın, ithalat ve ihracat vergileriyle sübvansiyonlar gibi belirli kısıtlamalar yoluyla yabancı rekabetten korunması söz konusuysa, bence, Türk piyasası oldukça açık. 2004 Mayıs’ında Türk ithalatı için koruyucu önlemlere ilişkin Türkiye Bakanlar Kurulu bir kararname yayınladı. Yatırım açısından yabancıların üzerindeki kısıtlamalar da az. Radyo yayını, hava ve deniz taşımacılığı, liman hizmetleri gibi alanlarda bazı kısıtlamalar var. Yabancı yatırımcılar için gayrimenkullerle ilgili işlemler ve balıkçılık yasak.

Dış himayecilik veya uluslararası piyasaya mal, hammadde ve hizmetlerin sunulmasıyla ilgili yerli üreticiler için lobi faaliyetleri söz konusuysa Türk devlet ve ticari çevrelerinin konumu çok güçlü, becerikli ve sürekli gelişiyor.

Son 10 yılda Türk müteahhitleri tarafından yurtdışında yapılan inşaat çalışmalarının hacmi 10 kat artarak 2012’de 26,1 milyar dolara ulaştı. Hâlihazırda Türk inşaatçıları 100 ülkede yaklaşık 7 bin proje üzerinde çalışıyor. Geçtiğimiz sene Türk inşaatçıları ilk kez Kolombiya, Papua Yeni Gine, Somali ve Peru’da sipariş aldı.

- Rus-Türk işbirliğinde metalürji alanında eğilimler neler?

Rusya’da ihracat alanında iki yıl üst üste yüzde 43’le hurda metal lider konumunda. Aynı tutarlıkta, yüzde 39’la çelik ürünleri ihracatı da gerçekleşiyor. 2011’e göre çelik ürünleri ihracatında kayda değer değişiklikle yaşandı. Yarı mamul alaşımsız çeliğin tedariki yüzde 31’den 50’ye büyüdü, yassı haddelenmiş ürünlerin tedariki ise tam aksine yüzde 50,4’ten 37’ye azaldı.

- Türk ortaklarla işbirliğinin özgül özelliği nasıl tarif ederdiniz?

Özgül özellikten söz etmek doğru olmaz. İş iletişimi oldukça standart ve uluslararası nitelik taşıyor. Türk meslektaşlarımız, hiç şüphesiz, misafirperver ve temaslar sırasında değişmez pozitif tavırla ön plana çıkıyor. Ortaklarla yakın iletişimin, iş imtiyazları için teminat olmadığını, karşılıklı kabul edilebilir bir uzlaşma bulmak için bir fırsat olduğunu anlamak gerek.

İllaki Türk iş anlayışının özellikleri hakkında konuşmak gerekiyorsa, son teknoloji araçları ve olanakları kullanmalarını, hareket kabiliyetlerini, bilinen atılganlıklarını ve yönetim esnekliğini kaydederdim. Bu, Türkiye'deki demografik durumla açıklanabilir. Kent nüfusun hızlı büyümesi ve vatandaşların nispeten genç yaş ortalaması etkenler arasında yer alıyor.

Foto: Rusya'nın Sesi Radyosu