Rusya'da kriz Türkiye'ye nasıl yansır?

396

Bir yandan hızla düşerek varil başına 70 dolar seviyesinin altına gerileyen petrol fiyatları, diğer yandansa ABD ve Avrupa'nın uyguladığı yaptırımlar Rusya ekonomisini kıskaca almış durumda.

Rusya'ya dair endişelerin somutlaştığı en çarpıcı alan ise şu ana kadar ülkenin para birimi Ruble oldu.

Rus Rublesi yılbaşından bu yana ABD Doları karşısında yaklaşık yüzde 60 değer kaybetti.

Ruble'nin bu kadar fazla değer kaybetmesi kaçınılmaz olarak ithal ürünlerin maliyetini artırarak enflasyon yaratıyor ve Rusya'daki iç tüketimi yavaşlatıp ekonomik büyümeyi tehdit ediyor.

Geçtiğimiz hafta Moskova da kötüleşen ekonomik tabloyu kabullenerek 2015 büyüme tahminini yüzde 1,2'den yüzde 0,8'e indirdi.

Yapılan revizyonda Rusya'daki reel ücretlerin de gelecek yıl yüzde 2,8 düşeceği açıklandı.

Petroldeki düşüş Rusya'yı bütçe konusunda da zorluyor. Egeli&Co Yatırım Danışmanlığı şirketinin hazırladığı petrol piyasası raporuna göre, Rusya'nın bütçesini denkleştirebilmesi için petrol fiyatlarının varil başına 100,1 dolar olması gerekiyor.

Bu seviyenin altındaki her oran Rusya'nın bütçe açığı vermesi anlamına geliyor. Brent petrolü şu anda varil başına 70 dolar civarında seyrediyor.

Her ne kadar Rusya Merkez Bankası'nın 400 milyar doları aşan güçlü bir rezerv cephanesi bulunsa da, yatırımcılar Rusya'dan çıkmaya devam ediyor ve ülke ekonomisine dair tehlike çanları da çalıyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de bugün yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında ekonomideki kötü gidişe dur diyebilmek için bir dizi önlem açıkladı. Kötü Rus ekonomisi Türkiye için iyi mi?

Marmara Üniversitesi'nden Ekonomi Profesörü Erhan Aslanoğlu, BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlarken Rusya ekonomisindeki gidişi 'ciddiye alınması gereken bir risk' olarak yorumluyor.

Özellikle petrol fiyatlarının düşmesinin ardından aralarında JP Morgan'ın da bulunduğu yabancı yatırım bankaları gelişen piyasalarda 'Rusya sat-Türkiye al' tavsiyeleri vermeye başlamıştı.

Analistler, düşen petrol fiyatları nedeniyle enerji ihracatçısı olan Rusya'nın döviz gelirlerinin azalacağını ve bütçe açığı sorunu yaşanacağını söylüyor, enerji ithal eden Türkiye'de ise ucuz petrol sayesinde maliyetlerin düşeceği ve cari açıkla enflasyonun gerileyeceğini vurguluyor.

Aslanoğlu "Rusya'nın bir miktar kötüye gitmesi Türkiye'ye fon girişi sağlayabilir. Ancak Rusya'nın tam bir ekonomik kriz içine girmesi durumunda yatırımcılar ayrım gözetmeksizin bölgedeki tüm yatırımlarını realize edip çıkarlar" diyor.

Rusya'nın geçmişte de benzer krizlere girdiğini hatırlatan Aslanoğlu, 1998 Rusya krizinin Türkiye'yi de içine alan bir bölgeyi etkisi altına aldığını söylüyor.

"Eğer Rusya borcunu ödeyemez hale gelir ve temerrüde düşerse, o zaman Türkiye için de riskler ortaya çıkmış olur" diyen Aslanoğlu, şu an için temerrüd riskini 'çok yakın olmasa da giderek artan bir tehlike' olarak yorumluyor.

1998 yılında uygulanan ekonomik reformların başarıya ulaşamadığı algısıyla yabancı yatırımcı Rusya'dan çıkmaya başlamış ve ülkede döviz krizi yaşanmıştı.

Daha sonra 'Ruble krizi' ya da 'Rus gribi' olarak adlandırılan kriz sonucunda Rusya borcunu ödeyemeyeceğini açıklayarak moratoryum ilan etmişti. Reel sektör iyimser

Rusya'nın ekonomik görünümü komşu ülke ile iş yapan Türk firmalarını da yakından ilgilendiriyor.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Türk-Rus İş Konseyi Onursal Başkanı Turgut Gür, Rusya'nın bu badireyi atlatacağı görüşünde.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Gür, "Rusya 1998'deki Rusya değil. O dönemde hala komünist dönemin ekonomik yapısı vardı. Artık Rusya modern bir ekonomi. Çok daha güçlüler. Bu çalkantıyı da atlatacaklardır" diyor.

Türk müteahhitlerin 1990'dan bu yana Rusya'da toplam değeri 55 milyar doları aşan 2000'den fazla büyük çaplı projeyi üstlendiğini atırlatan Gür "İlişkilerimiz sağlam. Rusya'daki sorunlar müteahhitlik işlerini gelecek yıl biraz yavaşlatabilir ama büyük bir krize yol açmaz" diyor.

Satrancı en iyi kim oynar?

Rusya'nın bundan sonraki hamlelerinin ne olabileceği konusunda ise farklı görüşler var.

Ekonomist Erhan Aslanoğlu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in biraz da siyasi bir kararla ekonomik gidişatı gerekçe gösterip kreditörlere olan tahvil borcunu ödemeyebileceğini ve temerrüde girebileceğini belirtiyor.

Aslanoğlu, "Putin'in geçmişine bakarsanız bu tür bir kararın alınması ihtimaller dahilinde. Ancak böyle bir kararın maliyeti de çok ciddi olur. Kolay bir karar değil ama olasılıklar dahilinde" diyor.

Turgut Gür ise, Rusya Merkez Bankası'nın Ruble krizini elindeki döviz rezervlerini de kullanarak sağlıklı biçimde yönetebileceğini ifade ediyor ve ekliyor:

"Dünyada satrancı en iyi kim oynar? Ruslar. Ortada bir panik havası var ama Rus yetkililer doğru stratejik hamleleri yaparak bu paniğin geçici olmasını sağlayacaktır."