"Türkiye'nin Rusya'dan doğalgaz almıyorum deme lüksü yok"

641

Suriye üzerinden Rusya ile yaşanan siyasi gerginlik, Rusya’dan aldığımız doğalgaza kadar uzandı. En çok tükettiğimiz enerji hammaddesi olan doğal gazın yüzde 56’sını Rusya’dan ithal ediyoruz. İkinci büyük doğal gaz tedarikçimiz İran’ın, kış aylarında doğal gaz sevkiyatında problem çıkarmasıyla bu oran yüzde 60’ın üzerine çıkıyor.

Ülkemizin doğal gaz tedarikinde kaynak çeşitliliğini sağlayamaması ve yeterli depolama alanının bulunmaması, Rusya’nın doğalgazına bağımlı kalmamıza neden oluyor. Dolayısıyla, Türkiye ne kadar isterse istesin, Rusya’dan doğal gaz alımını kesemez. Rusya’dan alınan doğalgazı hem ısınma amaçlı konutlarda, hem de elektrik üretiminde kullanıyoruz. İthal ettiğimiz doğalgazın, yaklaşık yarısı elektrik üretiminde tüketiliyor. Yaklaşan kış aylarıyla birlikte, doğalgaz tüketimi tavan yapıyor. Bu nedenle, Rusya ile yaşanabilecek bir doğalgaz krizi ülkemizi hem soğukta, hem de karanlıkta bırakabilir. Rusya’nın doğal gazı kesmesi durumunda kısa vade de, yeni bir kaynak bularak bu eksikliğin giderilebilmesi de mümkün gözükmüyor.

Ülkemiz kullandığı doğal gazın yüzde 99’unu ithal ediyor. Yıllık doğal gaz ithalatımız 49,2 milyar metreküpe ulaşmış bulunuyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) verilerine göre, 2014 yılında ülkemizin yıllık doğal gaz ithalatı 49.2 milyar metreküpe ulaştı. Geçtiğimiz yıl en fazla doğalgaz boru hattı ile 26.9 milyar metreküp ile Rusya’dan ithal edildi. Rusya’yı, 8.9 milyar metreküp ile İran ikinci sırada ve 6 milyar metreküp ile de Azerbaycan üçüncü sırada izledi. Ayrıca, Cezayir’den 4.1 milyar metreküp, Nijerya’dan da 1.4 milyar metreküp sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) alındı. Kalan 1.6 milyar metreküplük ihtiyaç ise spot piyasadan sıvılaştırılmış doğal gaz olarak tedarik edildi. Doğal gaz ihtiyacımızın, yüzde 56’sını Rusya’dan, yüzde 18’ini İran’dan, yüzde 12’sini Azerbaycan’dan, yüzde 10’unu da sıvılaştırılmış doğal gaz olarak Nijerya ve Cezayir’den, yüzde üçünü de spot piyasadan alıyoruz.

Rusya’dan gaz akışı durduğunda, teorik olarak İran, Azerbaycan veya sıvılaştırılmış doğal gaz ithal etme şansımız bulunuyor. Ancak, pratikte ve kısa sürede Rus gazının yerine bir alternatif bulabilmek mümkün gözükmüyor. İran, soğuk geçen kış mevsiminde kendi ihtiyacını karşılamak için tazminat ödemeyi de göze olarak, arızaları bahane edip gaz akışını azaltıyor ya da kesiyor. Azerbaycan’ın doğalgaz üretimi ise sınırlı seviyede ve hatta daha fazla doğalgaz verme şansı bulunmuyor. Nijerya ve Cezayir’den aldığımız sıvılaştırılmış doğal gaz miktarını da, sıvılaştırılmış doğal gaz boşaltma limanı alt yapı eksikliği nedeniyle daha fazla arttıramıyoruz. Ayrıca, sıvılaştırılmış doğalgaz fiyatı, boruyla taşınan doğal gaza göre yüzde 6 ila 8 oranında daha pahalı oluyor. Doğalgaz ülkemiz için en önemli enerji girdisi olduğundan, soğukta kalmamak ve elektrik üretiminin devam etmesi için maliyetine bakılmaksızın doğal gaz tedarik kanal ya da kanalları bulunsa bile, bu doğal gazın ulusal doğal gaz şebekesine aktarılması, kapasite yetersizliği nedeniyle mümkün gözükmüyor.

Ülkemizin doğalgaza bağımlılığı hızla artarken, doğal gaz depolama kapasitemiz aynı oranda geliştirilemedi. Marmara Ereğli’de doğalgaz depomuz bulunuyor. Bu depo, toplam tüketimimizin yüzde altısını karşılayabilecek büyüklüktedir. Gelişmiş ülkelerde doğalgaz depoları, toplam tüketiminin yüzde yirmisini karşılayabilecek şekilde yapılıyor. Doğalgaz deposu hacmi, doğalgaz tüketiminin ABD’nde yüzde 18’i, Almanya’da yüzde 20’si, Rusya’da yüzde 27’si, İtalya’da yüzde 30’u, Ukrayna’da ise yüzde 49’u büyüklüğündedir.

Gelinen noktada Rusya gazı keserse ya da sevkiyat miktarını düşürürse, ülkemiz hem soğukta, hem de karanlıkta kalabilir. Diğer taraftan, uygulanan yanlış enerji politikalarıyla doğal gaz ithalatında Rusya’ya mahkum bırakılan Türkiye’nin, “Rusya’dan gaz almıyorum” diyebilme lüksü de bulunmuyor.