Gelmese o Rus tatile! - YORUM

672

Elinde siyah telsizi olan otel görevlisi içeri aldığı gazetecilerden memnun bir yüz ifadesiyle amirine rapor verirken bir de şikayette bulunuyordu: ‘Mehmet Bey, keşke yan taraflara astığımız pankartları kale arkalarına yerleştirseydik. Medya hep gol pozisyonlarını çekiyor, otelin ismi az görünecek!'

resim tanımı girin

M.Nedim Hazar

Bir de fırça yiyordu... Sorun şuydu: Antrenman sırası bir Rus takımındaydı; ama Rus takımı saha kenarında beklerken başka bir takım saha içinde çalışmaya başlamıştı bile. İlginç olan görevlinin yaptığı açıklamaydı: ‘Amirim bunların da göğüslerinde Rusça yazıyordu, Rus takımı zannettim.' Oysa sahada antrenman yapan takım, bir Ukrayna kulübüydü! Yaklaşık 8 yıllık mazisi olan futbol turizminin ulaştığı boyutun enteresan sonuçlarından biriydi bu durum. Bakmayın siz son bir haftadır sulu sepken ortama, Antalya'da yılın 300 günü güneş esirgemiyor gülen yüzünü. Ve kışın en dondurucu aylarında bile, turizmin artık sadece ‘deniz ve plaj'dan ibaret olmadığını neredeyse tüm otelleri dolup taşan, tek bir boş yatak bile kalmayan Antalyalı işletmeciler çok iyi biliyorlar artık. Her şey birkaç yıl önce İntertoto Kupası hazırlığı için sonbaharda bölgeye gelen bir Rus takımının ortamdan, havadan ve otellerden memnun kalmasıyla başlamış. O zaman otellere ait çim saha sayısı sadece 4 taneymiş. Rus takımının teknik direktörünün aklının Antalya'da kalması neticesinde Rus turizm şirketleri o güne değin Güney Kıbrıs ve Yunanistan'ı tercih etme geleneğinden vazgeçip Antalya'yı keşfetmişler. Rusya'ya dağılan Sovyetler'in diğer ülkeleri ve Avrupa ülkelerinin katılması fazla vakit almamış. Takımlar birden dörde, dörtten yüze, yüzden 500'e çıkmış. Kasım ayında başlayan ‘futbol turizmi' nisan ayına kadar uzayan bir süreyi kapsamış. Oteller artık yaz turizmi kadar, hatta yaz sezonundan daha fazla ağırlık vermeye başlamışlar futbol sezonuna. Yatırımlar buna göre değişmiş. Artık her otelin birden fazla çim sahası, futbolcuların ihtiyaçlarını karşılayacak kondisyon aletleri ve sosyal ortamı var. Sahalar yeterli gelmeyince gece çalışmaları için sahalar ışıklandırılmış. Futbola medyanın ilgisi, bol miktarda gazeteci ve televizyoncuyu da bölgeye çekiyor. Oteller bir dönem kış sezonunda eleman çıkarırken, şimdilerde yeni personel bulamamanın sıkıntısını yaşıyorlar.”

Yukarıdaki satırları 2003 yılında Aksiyon dergisi için yazmıştım. Ve gerçekten de özellikle Antalya ve civarında turizm için ‘ölü sezon' denecek dönemde bile muazzam bir spor turizmi endüstrisi gelişti. Antalya ve civarına kış ortasında gelen yabancı spor takımı sayısı, önce beş yüzlere, ardından binlere ulaştı. Geçtiğimiz yıllarda bu rakam birkaç bini geçmişti. Turizm, sadece yatak sayısı demek değil şüphesiz. Bir dolu yan sektörü var bu ekonominin. Dolayısıyla güney sahil şeridimiz dünyanın en önemli spor turizmi merkezlerinden biri olmuştu. “Muş”lu konuşuyorum, zira dün okuduğum haber aynen şöyle diyordu: “Rusya ile uçak krizinin ardından Türkiye'ye uygulanan turizm ambargosunun ilk etkisini yabancı futbol takımlarını ağırlayan Antalya otelleri hissetti. 23 ülkeden 900 takım Antalya'da yapacağı kış kampını iptal etti. Kayıp 52 milyon Euro. Spor Turizmi Birliği Başkanı Ferit Turgut, ‘Kış iptalleri bir şey değil. Yaz turizmindeki kayıp minimum 2 milyar Euro olur.' dedi.”

“Komşularla sıfır sorun” politikasının kişisel kin, intikam, hırs ve ikbal endişesine kurban gitmesinin faturalarından sadece biri olsa da, her yıl kış ortasında Antalya ve civarında yeşeren spor turizmi bu sene olmayacak ve başta bölge halkı olmak üzere, tüm ülke bunun bedelini ödeyecek gibi.