"52 milyon Türk seçmen bilgisi Rus hacker'ların elinde"

274

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından partilere dağıtılan seçmen listelerinin, Rusya'da hacker'ların elinde olduğu iddia edildi. KONDA Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdürü Bekir Ağırdır, "Şu andaki uygulama, 54 milyon seçmeni bir CD'de bir partiye veriyorsunuz. Yani şu anda Rusya'da bilgisayar hackerlarının elinde Türkiye'deki 54 milyon vatandaşın kimlik numarası, adresi, adı, soyadı, baba adı bilgisi vardır. Yani hepimiz adına kredi kartı üretebilir Rusya'daki hackerlar. Nitekim de yapıyorlar." dedi.

Buna örnek olarak, 2011 seçimlerini veren Ağırdır, "2011'de ilk bu yasada düzeltme yaptılar. YSK, partilere CD'de o zamanki 52 milyon listeyi verdi. Bazı partilerimiz 'hileli oluyor aman hangi sandıkta oy kullanacağınızı bilin, benim internet sitemden bakın sandığınıza' yaptı. Ve o partinin bilgisayar sisteminde antivirüs yazılımları yoktu. Hackerlar daha iki saatte bütün 54 milyonluk listeyi indirdi. Şu anda Türkiye'nin 52 milyon seçmeninin listeleri Rusya'da hackerların elinde." şeklinde konuştu.

İstanbul Politikalar Merkezi (İPM), Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 'Demokratikleşme Paketi'ni açıkladığı basın toplantısında, seçim sisteminin değişmesine yönelik sunduğu üç teklifi analiz ederek, yeni öneriler hazırladı. İPM, Ankara Divan Otel’de bir toplantı düzenleyerek, yeni seçim sistemi üzerine önerilerini paylaştı. Toplantıya, İPM Direktörü Fuat Keyman ile KONDA Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdürü Bekir Ağırdır konuşmacı olarak katıldı.

"SİYASİ PARTİLER KANUNU REFORME EDİLMELİ"

Toplantıda konuşan İPM Direktörü Keyman, Başbakan Erdoğan’ın üç önerisini dikkate alarak yoğun bir araştırma yaptıklarını anlatarak, önerilerini, “Siyasi Partiler Kanunu’nun reform edilmesi gerekiyor. Üyelik sisteminin değiştirilmesi ve güçlendirilmesine dönük öneriler var. Bizim iki genel önerimiz var; seçim sisteminin muhakkak yüzde 3 ila 5 barajı arasına nispi temsilde olması ya da milletvekili sayıları artırılmış bir daraltılmış bölgeye doğru gidilmesi.” şeklinde özetledi.

KONDA Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdürü Bekir Ağırdır ise geçtiğimiz hafta içinde gerçekleştirilen programda yaptığı konuşmada, siyasi partilerin bazı değişiklikler üzerinde mutabık olmalarına rağmen neden ileriye dönük adımlar atamadıklarına dair düşüncelerini paylaştı. Ağırdır, kendilerine göre bunun temelinde üç sorunun yattığını dile getirdi.

"PARTİLER ARASINDA GÜVENSİZLİK VAR"

İlk olarak, partilerin birbirlerine karşı çok ciddi bir güvensizliği olduğunu dile getiren Bekir Ağırdır, "Eleştiriler, herhangi bir düzenleme ile ilgili eleştiri teknik ayrıntılar veya siyasi tercihler üzerinden değil de genellikle iktidarın veya muhalefetin niyetleri, ona kondurulan bir niyet bu üstelik, veya vesveseler üzerinden biçimleniyor. Birebir konuştuğumuz zaman genel başkan yardımcıları ile hemen hepsi bir diğerinin niyetinin başka bir şey olduğu için bu yasa böyleye getiriyor lafı. Dört parti arasındaki bu derin güvensizlik işte uzlaşma komisyonunda da aynı hikayeyi yaşadık. Sadece sivil toplumda değil gündelik hayata değil, dört partide kurumsal olarak çok ciddi bir güvensizlik var." ifadelerini kullandı.

"GENİŞ BİR MUTABAKAT ALANI VAR AMA HAREKET ÜRETİLEMİYOR"

Bekir Ağırdır, ikinci sorunu ise şu şekilde dile getirdi: "İktidar partisinin hegemonik bir siyasi gücü var doğal olarak. Bugünkü toplumsa desteğiyle önümüzdeki seçimlerde ne olur ayrı konu ama en azından var olan durum ve toplumsal desteği açısından.. Dolayısıyla bütün tartışma, bütün diğer partilerin iktidardan bir talebi gibi bir dil üzerinden başlıyor. İktidar da kendini savunmak üzerinden var olan YSK'yı savunmak durumunda kalıyor. Halbuki biliyoruz ki alternatif yasa taslağı var elinde, hazırladı. Bu uzlaşmayı üretmenin önünde psikolojik engel oluşturuyor. Tartışma bu güvensizlikle de birleşince diğerlerinin talepkar, bir partinin de savunma pozisyonunda kalması, tartışmalar genellikle münazara veya münakaşaya dönüşüyor, müzakereye çeviremiyoruz. Müzakere yerine sabit pozisyonlarda tartışmaya dönüyor. Yoksa çok geniş bir mutabakat alanı var. Ama oradan hareket üretemiyorlar."

"SEÇİM TEKNİĞİ HAKKINDA PARTİLERDE BİLE DEHŞET BİR BİLGİSİZLİK VAR"

Üçüncü sorunun ise teknik bir mesele olduğunu belirten KONDA Genel Müdürü, "STK'lerde daha çok partilerin bile önemli kısmında var; işin teknik yönü, örneğin seçimler, seçmen kütükleri, seçmen tanımı, seçim çevresi tanımı gibi işin tekniği ile ilgili dehşet bir bilgisizlik var partilerde bile. Benim mesela şöyle bir kanaatim var. Seçim çevresi meselesi, Türkiye'nin idari yapılanması, yönetim problematiği konuşulmadan halledilebilir bir mesele değil. Bizim seçim çevresi ya da bizim idari yapımız mahalle, belde, ilçe, il diye gidiyor, bölge yok örneğin. Bu idarenin herhangi bir yerine dokunduğunuz andan itibaren merkezi devletlerin refleksleri başka korkularla devreye giriyor ve tartışma çıkmaza giriyor." dedi.

"DARALTILMIŞ BÖLGE ANAYASA MAHKEMESİ'NDEN DÖNER"

Buna örnek olarak, Başbakan Erdoğan'ın daraltılmış bölge önerisini veren Bekir Ağırdır, "Başbakan'ın önerisinin tam ne olduğunu bilmiyoruz aslında, 5 derken, 2 olanlar da birleştirilip 5, 5 mi olacak, 2 olanları da birleştirelim 5, 5 yapalım düşüncesinin Anayasa Mahkemesi'nden geçme ihtimali olduğunu düşünmüyorum ben. Çünkü iki tane birleştirmek demek, o burdan bölgeye varır bu iş ve federalizm tartışmalarına varır. Derin devlet refleksinin ve Anayasa Mahkemesi'nin bu tartışmayı daha ilk başvuruda keseceği kanaatim var. Seçim çevresi denilen şeyi idari yapılanma, idari birim tanımlarını tartışmadan yapabilmenin problemli tartışmalara üreteceği kanaatindeyim. Oradan da yine niyet öyle miydi bölündük mü bölünmedik gibi yerlere varacak." şeklinde konuştu.

"YURT DIŞI SEÇMENLERİNE OY KULLANDIRMA UZAY BOŞLUĞUNDA ULVİ BİR LAF"

Teknik bir sorun olarak yurt dışı seçmenlerin durumunu da örnek gösteren Bekir Ağırdır, "Bizim seçmen kütüğümüz pratik olarak adrese dayalı nüfus sisteminden çekiliyor listeler. Yurt dışı seçmenlere oy kullandıralım diye uzay boşluğunda ulvi olduğu var sayılan bir laf var. Bunun pratik olarak yapılamıyor olmasının sebebi siyasi sebep değil, teknik sebep. Çünkü Türkiye'de sandık güvenliği gibi bir meselemiz var. O sandık güvenliği, sandık kurulu, partilerin sandık kurullarında temsil edilmeleri gibi bir mesele var. Halbuki yurt dışında 4 milyon seçmene hangi sandıklarda oy kullandıracaksınız, o sandıklarda partilerin temsilcisi nasıl olacak pratik olarak? O 4 milyon hangi ilin hangi seçmen çevresinin oyu hesabına girecek? Teknik sebepten aşamıyor Türkiye bunu. Ama her parti mavi boncuk olsun diye 'yurt dışı seçmenlere oy kullandıracağım' diyor. Ama teknik olarak bunu nasıl aşacağını söylemiyor. Böyle bir mümkünat yok. Bana soruyorsanız az buçuk bu tür büyük detayla meşguliyet konusunda teknik bilgisi olan insanlardan biri olarak, ben üstelik 1978'de YSK Yüksek Seçim Genel Müdürlüğü ilk oluşturulduğunda, seçmen kütükleri bilgisayarlarla yapılacak diye ilk yasa çıkarıldığında çalışan uzmanlardan biriyim. O gün de aynı problemler konuşuluyordu, 2013 aynı problemleri konuşuyoruz. Çünkü Türkiye'de mahalle tanımından başlayarak bu idari tanımlar, belediye meclisi bir mahalleyi böler iki mahalle yapar kimseye de sormaz teorik olarak. Halbuki onun ürettiği sandık bölünmesi nasıl olacak onun seçimlere yansıması nasıl olacak kimse bilmez. Oralardaki nüfus kayıtlarından şimdi adrese dayalı sistemden çekiyoruz ama yurt dışındakilerin nasıl olacağı bilinmez gibi teknik meseleler var. Ve bu teknik meselelerden bile çok az parti yetkilileri farkında. Bazı talep diye söylenen şeyler var mesela. Halbuki orada kanunda var zaten. Kanunun şu maddesine göre istiyorum diye gitse alacak."

"ŞEFFAFLIK SAĞLIKLI BİR YOL DEĞİL"

Bekir Ağırdır, teknik mesele açısından bir diğer sorunun da şeffaflık ve güvenlikten kaynaklandığını ifade etti. Partilerin, YSK'dan seçmen listelerini alabildiklerinin altını çizen Ağırdı, "Bana soruyorsanız bu şeffaflık falan diyoruz ya, bu sağlıklı bir yol değildir. Şunun için değildir. Şu andaki uygulama 54 milyonu seçmeni bir CD'de bir partiye veriyorsunuz. Yani şu anda Rusya'da bilgisayar hackerlarının elinde Türkiye'deki 54 milyon vatandaşın kimlik numarası, adresi, adı, soyadı, baba adı bilgisi vardır. Yani hepimiz adına kredi kartı üretebilir Rusya'daki hackerlar. Nitekim de yapıyorlar." dedi.

"52 MİLYON SEÇMENİN LİSTELERİ RUSYA'DA HACKERLARIN ELİNDE"

Bunu önlemenin, bu teknolojik sorunu önlemenin siyasi yollarının üretilmesi gerektiğini altını çizen Ağırdır, "Teknik sorunları siyasi probleme eşlememiz lazım. Bunu partilere vermenin yolu ancak ilçe ilçe olabilirdi. Evet bir parti uğraşırsa birleştirir hepsini ama yine de pratik olarak ilçe ilçe verilebilirdi. Halbuki ne oldu, bu bir somut bilgidir. 2011'de ilk bu yasada düzeltme yaptılar. YSK partilere CD'de o zamanki 52 milyon listeyi verdi. Bazı partilerimiz 'hileli oluyor aman hangi sandıkta oy kullancağınızı bilin benim internet sitemden bakın sandığınıza' yaptı. Ve o partinin bilgisayar sisteminde antivirüs yazılımları yoktu. Hacker'lar daha iki saatte bütün 54 milyonluk listeyi indirdi. Şu anda Türkiye'nin 52 milyon seçmeninin listeleri Rusya'da hackerların elinde. Şimdi şeffaflık diye, uzay boşluğunda tekniğini bilmeden güvenlik meselesini düşünmeden yapılan bazı işler de amaçlananın tersine sonuçlanıyor." diye ekledi.

Bu üçüncü problem, bu teknik açıdan bilgisizliği çok ciddi bir şekilde gözlediklerini belirten Bekir Ağırdır, "STK'lar da hatta partilerin kendileri de bu konuda ciddi bir bilgisizlik içindeler. Hem teknolojiler konusunda hem bu teknolojilerin ürettiği problemler ve imkanlar konusunda. Siyasi bir itiraz aslında belki de teknik bir çözümle halledilecek. Ama biz teknik sorunlarla siyasi sorunları aynı anda tartıştığımız için de teknik olanları bile çözemiyoruz." şeklinde konuştu.

"MİLLETVEKİLİ SAYISI YÖNTEMİ PROBLEMLİ"

Araştırma kapsamında, tartışma ve toplantılardan sonra ortaya çıkan öneriyi ise Ağırdır şöyle paylaştı: "Bizim bu projeden tartışma ve toplantılardan sonra şöyle bir öneri noktasına geldik ki bir seçim sistemimiz, YSK dahil daraltılmış bölge ya da dar bölge dahil hatta aslında hangi seçim çevresine kaç milletvekili çıkacağı hesaplamaları dahil.. Şu andaki yöntem problemli, şu anda 550 milletvekili önce 81 ile birer tane yazıyorsunuz. Sonra onu her ilin nüfus oranına göre en küçüğü bile bir olmak üzere birer daha yazıyorsunuz. Bayburt veya Hakkari minimum 2 oluyor. Bayburt ve Hakkari'de 30 bin oyla bir milletvekili seçiyoruz, İzmir ve İstanbul'da 105 bin oyla bir milletvekili seçiyoruz. Daha bu hesaplamanın bile düzeltilmesi lazım. O yüzden bu partiler arasındaki psikolojik güven sorunlarını dikkate alarak bizim önerimiz; bütün bu seçim hukukunun hepsini her şeyi bir arada tartışalım ve bütünlüklü bir reform paketi halinde konuşalım. Her yaptığımız kanun maddesine bir düzeltme eklemek sürekli problem üretiyor. Sürekli yama başka bir hale dönüşmüş durumda. Bu tartışmanın teknik bir mesele olduğunu siyasi tercihin temel olarak şeffaflık, güven ve temsiliyet olduğunda mutabık olup, geri kalanın teknik bir mesele olduğunda mutabık kalıp, teknik meseleyi uzmanlarıyla konuşarak halletmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bu yeni anayasa sürecini canlı tutmamız gerekiyor. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, bizim var olan yönetim sistemimiz tümüyle bu merkeziyetçi yapıyı tümüyle tersyüz etmeden bu problemlerin süreceği açık. Parti adaylarının en azından ön seçimle seçilmesi, partilerin hesap verebilmesi, Sayıştay'a karşı partilerin istedikleri kendi örgütlenme modelini uygulayabilmeleri, tek tip model olmaması gibi bir dizi önerimiz var."

Şimdi konunun bu önerileri kamuoyunda tartışabilir saymak, bir yandan da partilere lobicilik yapıp bu önerileri sunmak olduğunu belirten Ağırdır, partilerin kapılarını çalmaya başlayacaklarını ifade etti.