Rusya'da nükleer eğitim alan öğrenciler dönmek için imza topladı

1265

Mersin'de yapılması planlanan Akkuyu Nükleer Santral Projesi'nde çalışmak üzere Rusya'daki Ulusal Nükleer Araştırmalar Üniversitesi'ne (MEPHI) Nükleer Enerji Mühendisliği okumak için giden yaklaşık 300 Türk öğrenci, Dışişleri Bakanlığı'na mektup göndererek, olaylar yatışana kadar Türkiye'ye süreli dönüş yapmak istediklerini bildirdi.

Türkiye hava sahasını ihlal eden Rus jetinin Türk F-16'larınca düşürülmesinin ardından Ankara-Moskova hattında yaşanan gerginlik, Rusya'da öğrenim gören Türk öğrencilerini tedirgin etmeye devam ediyor. Gördükleri baskıdan büyük derecede etkilenen Türk öğrenciler, Dışişleri Bakanlığı'na mektup göndererek, olaylar yatışana kadar Rusya'dan ayrılmak istediklerini belirtti.

MEPHI Üniversitesi'nde Nükleer Enerji Mühendisliği okuyan Türk öğrenciler, konuyla ilgili Dışişleri Bakanlığı'na gönderdiği mektubu basınla da paylaştı. Mektupta şu ifadeler yer alıyor: "Bizler Akkuyu Nükleer AŞ'de çalışmak üzere gönderilen ve Moskova MEPHI Üniversitesi'nde eğitim görmekte olan Türk öğrencileriz. 24 Kasım 2015 günü gerçekleşen malum olay sonrasında yaşanan gelişmeleri büyük bir üzüntü ve endişe ile takip ediyoruz. Ertesi gün TC Moskova Büyükelçiliğimize yapılan saldırı ile başlayan ve Rusya Federasyonu'nda yaşayan Türk vatandaşlarına karşı her geçen gün artan olumsuz tutum ve uygulamalar endişelerimizi artırmaktadır. Obninsk şehrinde aynı proje kapsamında eğitimine devam eden arkadaşlarımıza yönelik 28 Kasım 2015 tarihli olay iki hükümet arasındaki gerginliğin vatandaşlara yansıdığını göstermekte, yerel halkın bize bakışını olumsuz etkilemekte ve güvenliğimizi risk altında bırakmaktadır. Yine aynı proje kapsamında Moskova'da eğitimine devam etmekte olan öğrenci arkadaşlarımızın Rus vatandaşları ve polis tarafından sırf Türk vatandaşı oldukları nedeniyle sözlü ve fiziksel tacize maruz kalmaları ve ülkemizin bu olayların önüne geçememesi güvenliğimiz konusunda şüpheler doğurmaktadır. Anlaşma yaptığımız şirketin de sözde önlemleri bu şüphelerin önüne geçememektedir. Bizden hiçbir şey yokmuş gibi derslerimize devam etmemiz ve demoralize olmamamız beklenmekte fakat bu durum hiç de mümkün olmamaktadır. Son olarak üç arkadaşımızın sosyal paylaşım sitelerinde yaptıkları sözde siyasi paylaşımlar sebebiyle sorgusuz sualsiz deport edilmesi sadece güvenliğimizden değil, geleceğimizden de şüphe etmemize neden olmaktadır. Bilindiği gibi projenin devam edip etmeyeceği de Duma Meclisi tarafından tartışılmaktadır. Ayrıca TC Dışişleri Bakanlığı'nın Rusya'ya seyahat etmeme konusundaki uyarıları Türkiye vatandaşı olarak bizim burada ve bu durumda güvende olmadığımızın kanıtıdır. Ailelerimiz bakanlık ve şirket yetkililerinden tatmin edici cevaplar alamamakta ve her geçen daha da tedirgin olmaktadır. Hiçbir önlem alınamaması durumunda en azından olaylar yatışana kadar süreli dönüşümüzün planlanmasını arz ediyoruz."

"YURTTA HAPİS HAYATI YAŞIYORUZ"

Başından geçenleri anlatan Türk öğrencilerden Yaşar Emre Taşarkuyu ise Rus uçağının düşürülmesinden sonra Rusya'da Türkiye Cumhuriyeti ve Türk vatandaşları aleyhine kara propaganda başlatıldığını iddia etti.

27 Kasım günü konser izlemek için eski öğretmeninin davetiyle Rusya'nın bir başka şehri olan Kaluga'ya gittiğini anlatan Taşarkuyu, ertesi gün Moskova'ya dönerken çok korktuğu bir olayla karşılaştığını kaydetti. Trende Özbeklerle aynı vagonda otururken Rus polisler yanlarına gelerek pasaport kontrolü yaptığını ifade eden Taşarkuyu, "Türk pasaportumu korkarak verdim. Türk olduğumu öğrendiklerinde polislerin bir anda tavırları değişti. 'Kaluga'ya nasıl geldin? Kimle geldin? Ne işin var burada?' diye sorular sordular. Polislere aynı soruları neden Özbeklere sormadıklarını söyledim. Soruma cevap vermek yerine beni soyup üst araması yaptılar. Çoraplarımıza kadar soydular beni. Don atlet trende herkesin içinde çırılçıplak kaldım. Ben hava eksi 5 derecede don atlet sorulara cevap vermeye çalışırken acaba tecavüz mü edecekler diye korkuyordum. Bana herhangi bir terörist organizasyonunun üyesi olup olmadığımı, üzerimde uyuşturucu ya da patlayıcı bulunup bulunmadığını sordular. Yaşadığımız baskılar bizi psikolojik olarak olumsuz şekilde etkiliyor. Yaşadığımız baskılar nedeniyle adeta yurtlarda hapis hayatı yaşamaktayız. Bu olay sonrası ailemle görüşüp, psikolojimin bozulduğunu ve artık buradaki eğitimimin önemli olmadığını ve ülkeme sorunsuz bir şekilde dönmek istediğimizi belirttim." dedi.