Rus askeri uzman Litovkin'den Ergenekon yorumu: "Ordu içindeki gizli örgütler kanserli hücre gibidir" -ÖZEL

467

Rus Nezavisimaya Gazeta gazetesinin savunma eki Voenoe Obozrenie (Askeri Bakış) sayısının Yayın Yönetmeni Viktor Litovkin Türkiye'de davası görülen Ergenekon örgütü ile ilgili gelişmeleri takip ettiğini, ordu içinde bu tür gizli yapılanmaların kanserli bir hücre gibi bünyeye zarar verdiğini söyledi.

Cihan Haber Ajansı'na özel açıklamada bulunan askeri uzman Litovkin, "Ordu içinde gizli örgüt yapılanmalarına izin verilmemesi gerekiyor. Ordu ülkenin kendi topraklarını ve egemenliğini korumakla mükellef. Ordu içindeki gizli örgütler kanserli hücre gibidir. Önemli kararlar alındığı sıralarada kanser hastası ordu kendi görevini yapamaz duruma gelebilir. Suçluların cezalandırılması gerektiğini düşünüyorum." dedi.

Ordu siyasete karışmaz

Rusya'da ordunun siyasete müdahalesi ya da etki çabasının asla mümkün olmadığına değinen Rus uzman, "Rusya'da asker çok düşük maaş alıyor. Bazen bir teğmen, metroda görevli bir temizlik işçisinden daha az ücret alabiliyor. Bu durum bile ordunun ne kadar siyasette etkisiz olduğunun işareti. Sovyetler Birliği döneminde ordunun durumu çok iyi idi. Burada sadece ekonomik durumu kast ediyorum. Yoksa Kızıl Ordu'nun da siyasete bulaşması mümkün değildi." değerlendirmesinde bulundu.

Stalin darbecileri idam ettirdi

Rusya geleneğinde ordunun darbe geleneği olmadığını anlatan Rus uzman, "Eski lider Jozef Stalin, İkinci Dünya Savaşı öncesinde çok sayıda Kızıl Ordu komutanını idam ettirdi ve ordu içinde “temizlik” yaptı. Bu adeta bir olası askeri darbeye karşı “aşılanma” oldu. Stalin onları askeri darbe girişimi yapmakla suçluyordu. Bizim İkinci Dünya Savaşı’nda Nazileri yenen efsanevi Mareşalımız Georgi Jukov vardı. Jukov’un saygınlığı sadece orduyu bağlardı. Onun kahramanlığı ve ünlü komutan olması siyasi iktidarı hiçbir şekilde etkilemezdi. Jukov, Savunma Bakan Yardımcısı, daha sonra bakan görevlerinde bulunmasına rağmen en üst düzey siyasi kurul Politbüro üyesi olmadı. Ama orduda büyük nüfuza sahip idi, isteseydi Moskova’ya tüm orduyu gönderir ve darbe yapardı. Ama Jukov’un aklına bu gelmezdi. Çünkü bizim geleneğimizde askeri darbe anlayışı yok." tespitinde bulundu.

Evet 1825 yılında St.Petersburg kentinde Dekabristler diye bilinen subayların askeri darbe yapmaya kalktığını hatırlatan uzman, "Ama yeni tahta geçen Çar 1.Nikolay darbeyi kanlı şekilde bastırdı. Belki çoğu askeri darbe olayı olarak Ağustos 1991 yılı Moskova olayını örnek vermek ister. Bu darbe girişimi askeri değildi. Darbeciler arasında yer alan SSCB Savunma Bakanı Dmitri Yazov, darbenin organizatöründen ziyade bir üyesi idi. Daha sonraları kendisi, “Ben aptalım ki, bu olaya katıldım.” diye pişman olmuştu. O sıralarda ordu birliklerini Moskova sokaklarına sevk edildi. Ama burada amaç kimseyi görevden almak değil, düzen ve asayişi korumak idi. Yine Ekim 1993 yılında da Moskova’da Beyaz Ev binasını bombalanması da dönemin Devlet Başkanı Boris Yeltsin’in emriyle yapıldı." bilgisini verdi.

Rusya'da ordu içinde sivil istihbarat var

Türkiye’de ordunun laik sistemin koruyucusu olarak görev yaptığını, Rusya'da böyle bir yaklaşımın komik olacağını kaydeden Litovkin, "Rusya'da ordunun içinde devlete bağlı sivil istihbarat var. Bu istihbarat direkt gizli servis FSB’ye bağlı. Dolayısıyla ordu içinde gizli bir yapılanma, örgüt veya başka faaliyetler olursa FSB devreye girer. Türkiye’de ise böyle bir şey yok." şeklinde konuştu.

Ülkenin güvenliğinden sorumlu kurumun asker olmadığını, 'Güvenlik Konseyi' olduğunu ifade eden Rus uzman, askerlerin bu konseyin ve sivil yönetimin kararlarını uygulamakla görevli olduklarını söyledi. Rusya'da askerlerin Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi bile olmadığına işaret eden Litovkin, "Buraya üye olan yetkililer devletin güvenliğinden sorumlu kişiler. Kimler var burada: Devlet Başkanı, Başbakan, FSB Başkanı, Dış istihbarat Başkanı, İçişleri Bakanı, Savunma Bakanı ve diğerleri. Rusya Güvenlik Konseyi’nin bir de genişletilmiş heyeti var. Buraya da daimi üyelerin altında bulunan ikinci isimler geliyor. Genelkurmaybaşkanı, FSB Başkan Yardımcısı ve diğer önemli kurumlardaki ikinci isimler." dedi.

Toplumdaki yolsuzluk orduya da yansıyor

Ordunun ıssız bir ada olmadığını  ve toplumdan ayrı düşünelemeyeceğini kaydeden Rus uzman, "Toplumda yaşananlar orduya yansıyor. Ordunun modernleşmesi ve giderleri ile ilgili muazzam rakamalar dönüyor. Bu paralara göz diken ordu mensupları var. Yolsuzluk pramit şeklinde. Olaylar aydınlatılmıyor. En alttan en üst rütbeli generale kadar bu çark dönüyor. Elbette sivil istihbarat ve savcılık bir kısmına ulaşıyor. Ancak bunlar devede kulak kadar." ifadelerini kullandı.

Rus ordusunda reform sürecinin başarılı  olma ihtimalinin de çok düşük olduğunu ifade eden uzman şu şekilde konuştu: "Şimdi yeni askeri doktrin açıklandı. Orada olası bir düşmanla ilgili bir şey belirtilmedi. NATO’dan ise en büyük dış tehditlerden biri nitelendirme yapıldı. NATO’nun Doğu’ya yöenlik genişletilmesi belirtildi. Eğer Kuzey İttifakı Doğu’ya yönelik genişlerse, tehdit olabilir denildi. Doğrudan ABD, Almanya veya NATO düşman, tehdit diye belirtilmedi. Çin’den bile bahsedilmedi. Oysa çok milyonlu Çin ordusu Uzakdoğu sınırımızda. Bugün Çin’le iyi ilişkilerimiz var. Yarın ne olacağını kimse bilmiyor. Eğer somut hedefler yoksa ortada, bu durumda reformların yapılması kafalarda soru işaretine yol açıyor. Savunma Bakanı Anatoli Serdyukov konuyu topluma açmıyorsa ve toplum da neden reform yapıldığını anlamıyorsa kafalarda şu soru işareti kalıyor: Neden reform?"

Fuad Seferov, Moskova, Cihan