Türkiye Rusya'nın yeni stratejik ortağı

644

Moskova Uluslararası İlişkiler Üniversitesi (MGIMO) Birinci Rektör Yardımcısı  Professör Aleksey Bogaturov Rusya'nın son dönemde hızlı bir dış politika açılımına gittiğini, bu çerçevede Türkiye'nin yeni stratejik ortak olarak görüldüğünü söyledi. Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev'in 11-12 Mayıs tarihlerinde Türkiye'ye gerçekleştireceği ziyaret vesilesi ile iki ülke ilişkilerini Cihan Haber Ajansı'na değerlendiren Rus uzman, "Türkiye bizim için önemli bir partner olabilir. Sovyetler Birliği'nin kurucusu Vladimir Lenin zamanından bu yana ikili ilişkiler bu seviyeye hiç ulaşmadı." dedi.

Genelde Rus entellektüellerin Türkiye ile ilgili pek olumlu yazılar kaleme almadığını, bunun gerekçesinin de okul kitaplarında 'dost olmayan Türkiye' imajı olduğuna dikkat çeken Bogaturov, "1990'lı yıllarda şunu fark ettik. Moskova'da neredeyse tüm binalar Türkler tarafından yapılıyor. Neredeyse vizesiz şekilde turistlerimiz Türkiye'ye gidebiliyor. Yani günlük hayatta Türkiye'nin varlığı çok iyi hissediliyordu. Ve 20 yıl içinde bunun artışı da fark edilir derece büyümeye devam etti. Ancak siyasi açıdan bu konu pek konuşulmamaya çalışılıyordu. Şimdi ise bu çelişkiler ortadan kaldırılmaya karar alındı ve açık bir şekilde şu söylendi: Evet Türkiye bizim için yeni partner olabilir. Bu bizim için tamamen yeni bir durum." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye ekonomik ve stratejik açıdan ilgi çekici, ve siyasi anlamda oldukça itidalli tutum sergiliyor." tespitini yapan Rus akademisyen, "Türkiye Asyalı bir NATO ülkesi olarak Rusya ile ilişkilerini bozmuyor. Bu çok ilginç. NATO'da yer alan Türkiye'nin çok özel bir jeopolitik konumu da var. Gelişen dünyanın şartlarını dikkate alıyor. Türkiye'nin tutumu Rusya'nın ilgisini çeken çok önemli bir tecrübe." ifadelerini kullandı.

Rusya diplomatik atağa kalktı

Son bir yıl içinde Rusya'nın dış politikada gözle görülür bir iyileşme sürecine girdiğini ifade eden Bogaturov, bunun son yirmi yılda yaşanmadığını kaydetti. 1990'lı yıllarda Avrupa Birliği ve Çin'le, 2000'li yılların başında ABD ile Moskova'nın ilişkilerini geliştirdiğine değinen Rus uzman, Moskova'nın şu anda tüm ülkelerle olumlu ilişkiler kurmak istediğini duyurmak istercesine bir çalışma başlattığını söyledi.

Rusya açısından bunun alışık olunmayan bir süreç olduğunu ifade eden Bogaturov, bunda 2008 krizinden başarılı bir şekilde çıkılmasının büyük etkisi olduğunu söyledi. MGIMO Rektör Yardımcısı şu tespitlerde bulundu: "2000'li yıllarda başlayan ekonomik büyümenin kırılgan olduğunun farkında idik. 2008 krizi sonrası beklenmedik gelişmeler oldu. Rusya ekonomisinin sonu değerlendirmeleri yapılırken, bu kriz ortamından çıkılabileceği anlaşıldı. Çok az kayıpla krizin atlatılması Rusya yönetiminde dış politika açılım ivmesi oluşturdu. Latin Amerika ülkelerine Medvedev'in yaptığı çıkarmayı da bu şekilde okumak gerekiyor."

Aleksey_Bogaturov01 Aleksey_Bogaturov02 Aleksey_Bogaturov03

Rusya Türkiye ilişkileri uzun vadeli

Rusya-Türkiye ilişkilerinin siyasi ve ekonomik boyutundan öte güvenlik açısından da önemli bir değişim sürecine girdiğini ifade eden Rus akademisyen, "Tarihe bakıldığında Rusya ve Türkiye'nin çok zor ilişkileri vardı. Ülkeler defalarca savaştı. Ancak bu eski çelişkiler tarih kitaplarında kaldı. Türkiye'nin şu anki dış politikası, Kafkasya'da, Karadeniz'de sürdürdüğü dış politika yaklaşımları, hem diğer dünya ülkeleri ile sürdürdüğü siyaseti Rus akademisyenleri, uzmanları ve halkı tarafından büyük ilgi ile izleniyor." şeklinde konuştu.

Türkiye'nin Kafkas bölgesindeki tutumu, Rusya-Gürcistan savaşındaki yaklaşımı ve diğer dış politika açılımlarının Moskova'daki algılamayı değiştirdiğini ifade eden Rus uzman, "Kafkas bölgesi ve diğer sorunlara yaklaşımı nedeni ile Moskova kaynaklı eleştirel mülahazalar gündeme gelmiş olabilir. Genel olarak bakıldığında son yirmi yıl içinde Türkiye beklenenden daha temkinli, daha ihtiyatlı ve oldukça ölçülü davrandı." eklemesini yaptı.

Rus balesinde Türk izleri var

Rusya-Türkiye ilişkilerinde kültür boyutunun ihmal edilemeyecek ölçüde etkili olduğunu kaydeden Rus akademisyen, "Türkiye'de Türk kültürünün Rus balesi üzerindeki etkisini çok az kimse bilir. 1960-1970'li yıllarda Yuriy Gregoroviç tarafından yazılan 'Ferhat ile Şirin' (Rusya'da 'Aşk Efsanesi' olarak adlandırılıyor) Rusya'da hayli meşhur. Türk şairi Nazım Hikmet'in şiirleri Rusça'ya çevrildi. Önce bu şiirler çok tanınmadı. Azeri müzisyen Arif Melikov, Hikmet'in şiirini baz alarak yeni bir müzik besteledi. Daha sonra tamamen yeni bir bale gösterisi yazma peşinde olan Gregoroviç, Simon Virsaladze ile birlikte Melikov'un müziğini kullanarak Nazım Hikmetin şiirinden 'Ferhat ile Şirin' adlı baleyi yazdı. Bu bale halen Bolşoy Tiyatrosu'nda devam ediyor ve bir çok ödül almıştır. Bakın, bu bale Türk Kültürü'nün Rus kültürüne etkisi açısından çok önemli bir örnek. Ve bu yapıtta tüm insanlığın ortak değerlerinden bahsediliyor; aşk, ihanet ve korku." bilgisini verdi.

Türkiye'nin İslam ülkesi olmasının batıda yeterince algılanamadığını kaydeden Rus uzman şu ifadeleri kullandı: "Avrupa'da Türkiye'nin Avrupa Birliği üyesi olup olmayacağı yönünde müzakereler sürüyor, ancak mikrofonlar kapatıldığında Fransız ya da Almanlar aralarında 'Bir anda milyonlarca müslümanın AB'de oy sahibi olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Bunu istemiyoruz. Bundan korkuyoruz' şeklinde endişelerini dile getiriyor. AB için siyasi anlamda bu konu aktüel kalmaya devam ediyor. Rusya için ise aktüel değil. Tam tersine Rusya 2002 yılında İslam Konferansı Örgütü'ne (İKÖ) üye oldu. Rus gazeteleri o zamanlar bu gelişmeye çok olumsuz yaklaşmıştı. Bence ise bu çok doğru bir karardı. Çünkü kendisini müslüman sayan büyük nüfusa sahip olan bir ülke İslam dünyasında olup bitenlerden habersiz kalamaz."

Yaşar Niyazbayev, Moskova, Cihan