Rus uzmanlar: Türkiye’nin savaşa girmesi bölge için felaket olur

1655

Suriye’den atılan top mermisi ile 5 Türk vatandaşının hayatını kaybetmesi sonrası iki ülke arasındaki ilişkiler iyice gerilmesinin ardından yaşanan son durumu yorumlayan Rus uzmanlar, Türkiye’nin savaşa girmesi halinde bölgenin istikrarsızlığa sürükleneceğini ifade etti.

Cihan Haber Ajansı’nın sorularını yanıtlayan, St. Petersburg Devlet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Uzmanı Aleksandr Sotniçenko ve  St. Petersburg Orta Doğu Araştırmalar Merkezi başkanı Gumer İsayev, sorunun silahla çözümünün mümkün olmadığını söyledi.

Esed rejiminin sona erdiğini Rusya da kabul etti

Son dönemde Türkiye-Suriye arasında artan tansiyonun Türk Rus ilişkilerini ne yönde etkileyeceği ile ilgili soruya yanıt veren Sotniçenko’ya göre, kriz Türkiye-Rusya ilişkilerini gölgeleyemez. Rusya yönetiminin fiili olarak Esed rejiminin sona erdiğini kabul ettiğini kaydeden Sotniçenko, “Ben de Suriye rejiminin fazla bir ömrü kalmadığının farkındayım ancak şu an durum oldukça dengesiz. Çünkü muhalifler henüz Şam bölgesi dahil belirli bir bölgeyi tam olarak kontrollerine alamamış durumdalar. Esed ise Şam bölgesi ve diğer bir çok bölgeyi kontrol altında tutuyor.” şeklinde konuştu.

Savaş çözüm değil

Sorunun silah zoru ile çözüleceğine inananların fazla olmasının endişe verici olduğuna değinen Rus uzman, “Ancak sorunu savaşla çözmeye çalışmak ne Orta doğuda ne de Suriye’de barışı getirmeyecek.  Ayrıca muhalifler tamamıyla bir araya gelmedikçe iç savaş devam edecek. Zaten Türkiye’de muhaliflerin içinden belli grupları etkileyebilmekte. Geri kalan gruplarsa, tamamen Suudi Arabistan, Katar ve diğer güçlerin etkisi altında. Ayrıca, muhalif önderlerinin bir kısmı sık sık sadece Esed rejiminden değil, aynı zamanda Alevi ve Hristiyanlardan da intikam alacaklarını ifade ediyor. Bu yüzden maalesef bu işin sonu hayırlı görünmüyor.” uyarısında bulundu.

Suriye sorunu Türk-Rus ilişkilerini etkilemez

Neredeyse krizin başından bu yana Rusya’nın Esed rejimini, Türkiye’nin ise muhalifleri  desteklemesine rağmen, bu durum Rus-Türk ilişkilerini hemen hemen hiç etkilemediğine dikkat çeken Rus uzman,“İlişkiler eskisi gibi oldukça üst düzeyde devam ediyor. Suriye gibi oldukça ciddi problemler bile Rus-Türk dostluğuna gölge düşürmeyecektir.” ifadesini kullandı.

Türkiye Esed’ın kendi isteğiyle ayrılacağından ümidi kesti

Suriye ordusunun yanlışlıkla Türk topraklarını vurduğunun açık ve net olduğu cevabını veren Sotniçenko, ancak bu durumun bir çok kişi tarafından savaşa giden  bir yol olarak algılandığını iddia etti. Sotniçenko, “Ancak burada Türkiye’yi anlayabiliyoruz. Neden Türkiye’nin karşılık vermek istediğini ya da, neden yönetimin içinde belli kesimlerin bu olayı güç yoluyla çözmek istediğini anlayabiliyoruz. Çünkü, Türkiye Esed’in kendi kendine gitmesini beklemekten yoruldu. Daha öncede söylediğim gibi şu an iki tarafta zafere yakın değil. Bana göre,  şu an Türkiye’yi ne Amerika ne de AB ciddi bir şekilde desteklemiyor. Amerika’daki seçimlerden önce ve seçimlere kadar ne ABD ne de AB bu konuda herhangi ciddi bir gayret göstermeyecekler. Eğer Türkiye tek başına savaşa girerse bu büyük kayıplara yol açar ve yakın gelecekte sorunun çözülmesini zorlaştırır.” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin Suriye’ye girmesi bir halk cephesine neden olur

Türkiye’nin savaşa girme ihtimali olup olmadığına ilişkin soruya ise, böyle bir ihtimalin olduğu yanıtını veren Rus uzman şu şekilde konuştu: “Eğer Türkiye savaşa girerse bu kendisi için bir başarı getirebilir. Ancak bu bölgede etkisini genişletmesine engel bir durum teşkil eder ve aynı zamanda kurtuluş savaşının açılmasına neden olur. Bence bu ABD tarafından çok iyi anlaşılan ve Türkiye tarafından da kabul edilen bir durum. Bu yüzden görünüşe göre  Türk ordusu tehdit oluşturan ordu birliklerine nokta atışı yapacaktır. Ayrıca yakın zamanda Türk hükümetinin dile getirdiği gibi Türkiye, Suriye topraklarında uçuşa yasak bir bölge de oluşturmak için çalışmalarda bulunabilir.”

Rusya Ortadoğu’da istikrarsızlık istemiyor

St. Petersburg Orta Doğu Araştırmalar Merkezi başkanı Gumer İsayev ise, Rusya’nın, Suriye’nin kendi problemini kendi başına çözmesi gerektiğini savunan ülkelerden biri olduğunu ifade etti. Suriye’nin iç probleminin çözümünün dışardan bir güçle yapılmaması gerektiğini savunan İsaev, “Rusya’nın İran ve özellikle BM içindeki konumundan dolayı Çin’inde dahil olduğu diğer ülkelerle birlikteki pozisyonuna gelirsek, bu pozisyon sadece Rusya’nın Suriye ile olan on yıllarca süren dostluk ilişkisinden dolayı belirlenmedi. Aynı zamanda Suriye’ye olası bir müdahalenin, Libya, Irak ve Afganistan örneklerinde görülebileceği gibi neden olacağı kaosun ve istikrarsızlığın da önüne geçmek amacıyla belirlendi.” dedi.

Türkiye’nin Irak benzeri bir sınıra daha ihtiyacı yok

Kısa bir süre öncesine kadar iki ülke arasındaki ilişkiler tarihin belki de en iyi seviyesine ulaştığına dikkat çeken Ortadoğu uzmanı, “İki ülke öncelikle ekonomi planında çok iyi birer partner. Fakat Arap Baharının ortaya çıkması bu ilişkiye büyük bir darbe vurdu. Türkiye kendini bir anda Suriye problemin ortasında buldu. Ancak Rusya açısından, Türkiye kendisini bu duruma muhaliflere destek vererek çekti. Ben şu an gelecekte bir Suriye Türkiye savaşını öngörmüyorum. Sadece görmek istediğim şey, Suriye ve Türk tarafının bu problemi uluslararası alanda çözmeye çalışmaları. Diğer türlü bölgede sorunun sadece daha da derinleşmesine  yol açarlar. Bence Türkiye’nin Irak gibi bir sınıra daha ihtiyacı yok.” ifadelerini kullandı.

Türkiye sükûneti elden bırakmamalı

İsaev şöyle devam etti: “Şu kesinki Suriye’de bir iç savaş var. Ve Türkiye sınırındaki bazı bölgelerde ise muhalifler ve Esad güçleri arasında aktif bir mücadele devam ediyor. Kısa bir süre önce, bu taraflardan birinin silahlarından çıkan mermi büyük bir trajediye yol açtı. Ancak Türkiye’nin bu durumda sükûnetini koruması Suriye’nin de özür dilemesi gerekiyor. Kuşkusuz böyle bir durumun ardından cevap olarak savaş kararı verilmesi çok yanlış olur. Bu durum savaş için bahane olarak kullanılmamalıdır. Her iki tarafında böyle bir durumda tüm bölgenin zarar göreceğini anlamaları gerekir.”