Ünlü Türkolog Rusya-Türkiye krizini değerlendirdi - 2. kısım

339

İki ülke arasında enformasyon savaşı yaşanıyor

İki ülke arasında yaşanan enformasyon savaşına değinen Avrutina, Rus ve Türk basınında karşılıklı olarak Rusya ve Türkiye aleyhine aktif bir propaganda yürütüldüğünü söyledi. Rusya’da çok televizyon izleyen herkeste, Türkiye ile ilişkili her şeye karşı negatif bir algı oluştuğunu; aynı şeyin Türkiye’de de yaşandığını söyleyen Avrutina, iki ülke tarafından uygulanan bu yanlış politikaların ilişkileri daha da büyük bir cepheleşmeye götürebileceğini ifade etti.

RÖPORTAJIN BİRİNCİ KISMINI OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN

Halklar bu durumla nasıl mücadele edebilir?

Vatandaşlar tarafından her iki tarafın da hükümet kanallarına müdahalede bulunulamayacağını ve bununla savaşmaya çalışmanın bir manası olmadığını söyleyen Avrutina’nın çözüm önerisi ise “Bu durumda yapabileceğimiz tek bir şey var, o da kendi işimize devam etmek. Ben kendi tarafımdan, Türkçe ve Türk edebiyatını öğretmeye devam edebilir, öğrencilerle Türkçe kitaplar okuyabilir, kitap çevirisi ve basımı yapabilirim. Devlet kanalıyla olmayan, resmi organizasyonların kararlarıyla ilişkisi olmayan, sadece bazı insanların katılımıyla bağlantılı olan, onların kişisel ilgisiyle bağlantılı olan Rus-Türk projelerine devam edebiliriz. Herkesin bu tip projeleri ısrarla devam ettirmesi gerekiyor.”

Şu anda kültür noktasında Türkiye’de Rusya’yı ve Rusya’da da Türkiye’yi tanıtmanın fevkalade önemli olduğuna değinen Avrutina, “Bu çalışmalar bazı dostça ilişkilerin geri kazanılmasına olanak sağlayacaktır. Biz silah şıngırtıları dinlemeyi bırakıp, şimdiye kadar nasıl dinliyorsak yine müzik dinlemeye başlayacağız.” diye duygularını aktardı.

resim tanımı girin

IŞİD yüzünden insanlar İslam’dan korkuyor

St. Petersburg Devlet Üniversitesi’nde “İslam Tarihi ve Kültürü” alanında dersler veren Avrutina, “Rusya’da islamofobiyle her gün karşılaşıyorum…” dedi. Fakültede çalıştığı süre içerisinde İslam karşıtlığı sorunuyla her gün karşı karşıya geldiğini belirten Türkolog, “Herkes İslam’dan korkuyor. Bizim programımızın adı İslam Tarihi ve Kültürü. Herkes şunu söylüyor: “İslam ve IŞİD!”. Herkesi bir korku kaplıyor. Ve biz de meslektaşlarımızla, dünyadaki en büyük İslam ülkelerinden ve en büyük Türk ülkelerinden biri olan ülkemizde İslam’dan korkmanın aptalca olduğunu açıklamaya çalışıyoruz. Çünkü ülkemizin üçte biri Müslüman ve bu oran gelecekte sanırım daha da çoğalacak. Bu yüzden İslamofobi sorunu elbette büyük, özellikle Moskova ve St. Petersburg gibi Rusya’nın büyük kentlerinde.” diye ifade ediyor.

Müslüman ve Hristiyanların Rusya’da son derece barış içinde yaşadıklarını, milli politikalarının bütün dinlerin eşitliği temelinde işlemesinin çok hoşuna gittiğini ifade eden Avrutina, “Müslüman bölgelerdeki Müslümanlara, Hristiyan bölgelerdeki Hristiyanlara ve Budist bölgelerdeki Budistlere ve çok uluslu Rusya’nın topraklarında var olan bütün dinlere aynı ölçüde destek verilmesi çok hoşuma gidiyor.” dedi.

resim tanımı girin

Biz “güzel İslam”ı anlatmaya çalışıyoruz

Dünyada İslam’ın olumsuz imajının diğer dinlerde de olduğu gibi radikallerin rolü olduğunu söyleyen Avrutina, Hristiyanlık tarihinde de her şeyi kendilerine göre yıkıp-yakan ve binlerce insanı öldüren radikallerin olduğunu, bir avuç toprak için öylesine yok edilen Güney Amerika yerlilerini ve Avrasya topraklarındaki haçlı seferlerini hatırlamanın da yeterli olacağını hatırlattı. Konstantinapol’ün bile Hristiyanlığın doğu kolu olmasına rağmen haçlılardan önemli derecede zarar gördüğünü ifade eden Avrutina, “Bu yüzden radikaller ve barbarlar elbette ki her dinin içerisinde var. Bu yüzden ben kendi öğrencilerime normal bir İslam’ın, iyi bir İslam’ın var olduğunu; bir de normal olmayan ve kötü bir İslam temsilinin var olduğunu açıklamaya çalışıyorum.” diyor.

Dini kitapların insanlar tarafından farklı yorumlanmasına değinen Avrutina şunları söyledi: “Maalesef her kutsal yazı kendi dünya görüşü ve kendi inançları nedeniyle hem olumlu hem de olumsuz yönde yorumlanabilir. Genellikle, düşüncelere dalma imkânı sağlayan derin ve zor bir dille yazılan bütün kutsal metinler için bu durum geçerli. Kötülük saçmayı kendine hedef olarak koyanlar bu metinlerde başka şeyler bulurken, iyilik taşıyan bir insan da bu metinlerde, aynı cümlede farklı bir şey bulacaktır. Kur’an burada bir istisna değil. Kitab-ı Mukaddes’i okuyanlar da onun içinde, örneğin; Müslümanların öldürülmesini emreden satırlar bulabilir. Nitekim Orta Çağ’da bunlar oldu. Kuran’ı okuyanlar Ehl-i kitaba dokunulmasını yasaklayan ayetler bulabilir, yani hem Yahudilere hem de Hristiyanlara dokunmak kesinlikle yasaklanmıştır.”

Avrutina, “Hz. Muhammed’in, insanlara zarar vermeyi yasakladığına dair bir ferman yazdığı, bu fermanın da güya Sina’da Azize Katerina Manastırı’nda saklandığına dair bir efsane var. Fakat 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman zamanında bir kopyası yapılarak İstanbul’da koruma altına alınmış. Kur’an’da Ehl-i kitaba destek veren ayetler de var, eğer hepsine aynı gözle bakacak olursak, hem Yahudilere hem de Hristiyanlara. Farklı surelerden farklı manalar çıkarabiliriz. Mekki (Mekke’de inen) surelerde, Hz. Muhammed başka dinlere mensup insanlarla her koşulda iyi geçinmeye çalıştığını ve onların da ona karşı bir o kadar hoş davrandıklarını, ona karşı çıkmaya çalışmadıklarını, düşman olmaya çalışmadıklarını görüyoruz. Hz. Muhammed’in Medine’ye hicret etmesiyle birlikte, Medeni (Medine’de inen) surelerde Ehl-i kitap hakkında tamamen farklı kelimeler görüyoruz.” dedi.

resim tanımı girin

“Radikal İslamcılar Kuran-ı Kerim’i bilmiyor”

Kur’an-ı Kerim’i yanlış yorumlayan radikal İslamcıların olduğuna değinen Avrutina, “Kuran’daki tüm formülasyon yeterince yumuşak ve "Bizimle olmayan herkesi öldürün!" çağrısı yer almıyor elbette. Kuran’da okuduğumuz her şey insana bir seçim bırakıyor ve Peygamber'in ne demek istediğini düşünme imkânı tanıyor. Ne kadar radikal görüşlü insanla görüştüysem, hiç birinin ne Kuran’ı, ne de Kitab-ı Mukaddes’i okumadıklarını görüyorum. Bir insan ne kadar; "İşte ben imanlıyım, hepiniz kötüsünüz, günde 5 vakit namaz kılmıyorsunuz, her şeyiniz yanlış!" diye bağırıyorsa, o kadar kötüdür. Doğrusu, o kişi ayetleri, kötü bildiği hadislerden daha kötü bilmektedir.” Hadis kaynakları konusunda da “Hangi hadis kitabını okuyorsun, Numarasını söyle?" diye somut sorular soruyorsun. O kişi daha bu sorulara cevap verecek durumda değil. Çünkü başkasından duymuş, ulemanın birinden, belki de, affedersiniz, kaynakları adamakıllı bilmeyen, okuması yazması kıt bir ulemadan duymuş. Oturup kendin Kuran oku; düşün; olması gereken bu. Ama eli değmiyor.” yorumunda bulundu.

Avrutina, Rus halkı tarafından da çokça bilinen şu fıkrayı anlatarak sözlerini bitiriyor: “IŞİD militanları çölde Hristiyan bir aileyi durduruyorlar ve Kur’an-ı Kerim’den ayetler okumasını istiyorlar. Hristiyan adam başlıyor İncil’den ayetler okumaya. Sonra ona “Tamam, geç, huzur içinde git.” diyorlar. Kadın kocasına dönüp, “Ne yapıyorsun, az daha bizi öldürtecektin.” diyor. Kocası ona şöyle cevap veriyor: “Onlar Kur’an’ı okumuyorlar, ben de onlara İncil’den ayetler okudum.”

resim tanımı girin

Hürrem - Moskof Cariye

Apollinaria Avrutina’nın uzun zamandır çevirisini yaptığı “Hürrem - Moskof Cariye” (Demet Altınyeleklioğlu) kitabının tüm çalışmaları bitti ve kısa bir süre önce Rusya’da satışa sunuldu. Avrutina ayrıca Orhan Pamuk’un “Kafamda Bir Tuhaflık” adlı romanını hali hazırda Rusçaya çeviriyor.

"Hürrem" romanına Rusya’da çok büyük ilgi olduğunu ve kitabın uzun süredir beklendiğini belirten Avrutina, yaşanan ufak aksaklıklarla ilgili, “Türk arkadaşlarımızla ve Rus-Türk Kültür Merkezi ile Moskova’da yaklaşık 2 saat sürecek olan büyük ve güzel bir tanıtım yapmayı planlamıştık. Tanıtıma “Muhteşem Yüzyıl” dizisinin bazı oyuncularını davet ederek dizide kullanılan kostümleri sergileyecek ve misafirlere Türk tatlıları ikram edecektik. Fakat bunların hepsi malum olaylarla aynı zamana denk gelince her şeyi iptal etmek zorunda kaldık. Çünkü Türk meslektaşlarımıza ve hatta böyle bir kitabı yayımladığı için yayınevine bile çeşitli tehditler gelmeye başladı. Türkiye Moskova Büyükelçiliği ve St. Petersburg Konsolosluğu’na yapılan saldırıların ve ortaya çıkan milliyetçilik akımının şahitleri olduk. Bununla ilgili olarak Moskova’daki “Non Fiction” fuarındaki gösterimde de bazı aşırıcılıklar beklemiştik ama hiçbir şey olmadı ve gösterim sakin bir şekilde gerçekleşti.” diye ifade etti.

Kitaba ulaşmak için buraya tıklayın