Hocali katliamının ardındaki acı gerçek; Sovyetler, “Türkiye saldırır” gerekçesiyle Yukarı Karabağ’ı silahlandırmış

23

Azerbaycan ve Ermenistan arasında 1988'li yıllardan bu yana devam eden Yukarı Karabağ sorununa henüz bir çözüm bulunabilmiş değil. Bölgede tansiyonun Sovyetler Birliği döneminde nasıl yüksletildiği ile ilgili ilginç açıklamalar geldi. 26 Şubat 1992'de 600'den fazla kadın, çocuk ve sivilin katledildiği Hocaali katliamının arkasındaki gerçekler ortaya çıktı. Azeri 1news.az haber portalına konuşan Azerbaycan Ordusu Albayı Mehmed Gedirov, 1980’lı yıllarda Sovyet yöneticilerinin yardımıyla Ermenilerin Yukarı Karabağ savaşına adım adım hazırlandığını açıkladı.

Albay Gedirov o yıllarda bölgede Sovyet subayı olarak üst düzey görevde bulunuyordu. Eski Sovyet lideri Mihail Gorbaçov’un ekonomi danışmanı Abel Aganbekyan başta olmak üzere bazı yetkililerin yurtdışındaki Ermeni diasporasıyla sıkı bağlantı içinde olduğunu anlatan Gedirov, “Arşivimdeki çok sayıda belge ve dosyalar, etkili Ermeni yetkililerinin SSCB dağılması olasılığında bu ihtifa hazırlandığını ortaya koyuyor. Ermeni diasporası etnik kavgaları kışkırtmak yoluyla SSCB’nin dağılmasını körüklemeyi kararlaştırmıştı. İlk deneme de Yukarı Karabağ’da yapıldı” dedi.

1980’lı yıllarda Yukarı Karabağ’ın merkez kenti Hankenti’ndeki Sovyet 366 nolu alayın çok sayıda askeri teknolojiyle donatıldığını ifade eden Gedirov, "1986-87 yıllarında Fizuli Bölge Askeri Komiser Yardımcısı olarak görev yapıyordum. Aynı zamanda rezerv birliklerinin, Yukarı Karabağ Özerk Bölgesi’nde bulunan askeri birliklerinin lojistik desteği ile ilgili konulardan sorumlu idim. Bana ihtiyaç duydukları listeyi gönderiyorlardı. O yıllarda Hankenti’ndeki 366 nolu alayı kendilerine ait olmayan askeri teknoloji isteğinde bulunmaya başladı. Zira bu alayın hedefi tamamen farklı idi. Daha önce de küçük bir kimyasal savunma taburuyken sonradan 366 nolu motorize piyade alayına dönüştürülmüştü” diye konuştu.

Giderek 366 nolu alayın daha fazla askeri teknoloji ile güçlendirildiğini anlatan Gedirov, "Sovyet Savunma Bakanlığı’nın Bakü’deki 4. Ordu Karargahı’ndan Ermeni asıllı general Aslanyan, Hankendi’deki askeri birliklerden sorumlu görevine getirildi. 366 nolu alayın böyle güçlenmesine resmi d bir gerekçe bulunmuştu. Yukarı Karabağ Türkiye ve İran’a yakın olduğu için bu ülkelerden gelen saldırıyla hemen anında karşılık verilebilsin. NATO üyesi Türkiye saldırırsa, 366 nolu alay ilk olarak Türk sınırına doğru hareket edecek. Fakat askeri işlerden az çok anlayan birisi dağlık alanda böyle bir amaç için alayın kurulmasını anlamsız olduğunu anlar. Daha sonra ise bu alayın neden güçlendirildiğini anladık. Bu planın mimari General Aslanyan idi. Aslanyan 366 nolu alayda değişiklikler yaptı. 1988 yılına doğru alayda komutanların çoğu artık Ermeni idi. Aslanyan alayı öyle bir hale getirdi ki, denetlenemez ve bilgi ulaştırılamaz oldu. Karabağ’daki ilk bölücülük gösterileri başladığı zaman çoğu Ermenilerden oluşan bu alayın orada ne gibi tehlikeli rol oynadığını farkettik” diye konuştu.

Dönemin Azeri yönetiminin tehlike karşısında bir şey yapmadığından yakınan Gedirov, "Haydar Aliyev’in yokluğu hissediliyordu. Aliyev Moskova’da yönetici görevinden uzaklaştırılmıştı. Yukarı Karabağ’da Ermeniler ilk terör eylemlerine başladığı zaman başta 366 nolu alay olmak üzere Sovyet birlikleri sivil Azeri halkına yönelik şiddet uygulamaya başladı" dedi. 366 nolu alay 1992’de ise Azeri halkına karşı Hocali katliamına girişti. Faciada 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azeri hayatını kaybetmişti.

Fuad Seferov, Moskova, Cihan