Rus akademisyen: Karlov'u öldüren polis memuru Gülen cemaati mensubu değil, İslamcı

561

Rusya Bilimler Akademisi'nin Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde görevli akademisyen Viktor Nadein-Rayevskiy, Haberrus.com'a verdiği röportajda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 13 Kasım'da Soçi'de planlanan görüşmesi, Rusya'nın S-400 sistemleri ve Büyükelçi Andrey Karlov cinayeti ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

İlk olarak 13 Kasım'daki toplantıda neler görüşüleceğine dair konuşan Rayevski, Putin ve Erdoğan'ın Dağlık Karabağ sorunu, Suriye problemi ve Türkiye-Rusya ilişkilerine dair fikir alışverişinde bulunacağını kaydetti. S-400 füze savunma sistemlerinin Türkiye'ye gerekip gerekmediği konusunda da düşünülmesi gerektiğini belirten Rayevski, Büyükelçi Karlov cinayetinde ise suikasti düzenleyen polis memurunun Gülen cemaati üyesine benzemediğini ifade etti.

Embed from Getty Images

Soru: Cumhurbaşkanı Erdoğan 13 Kasım'da Rusya'ya gelerek Putin ile görüşecek. Masada hangi konular var?

Erdoğan'ın kendisi artık hangi problemler hakkında konuşmak istediğini söyledi. Kimileri için şaşırtıcı olabilir ancak Dağlık Karabağ sorunu hakkında konuşacakları biliniyor. Bu sorunun baya eskidiği ve artık Erdoğan'ın Ermenistan sorununu çözmek istediği ortada. Bu problemin öyle veya böyle çözüme kavuşturulması gerekiyor. Ve buradan şöyle bir soru ortaya çıkıyor: Erdoğan nasıl bir teklif sunacak? Bu güne kadar çok şey yaşandı. Ancak ne Ermenistan ne de Azerbaycan bu sorunu çözüm noktasına getiremedi. Bir de Ermenistan bu sorun için Türkiye'nin aracı olmasını istemiyor. Çünkü şunu çok net anlıyorlar ki Türkiye, Ermenistan'ın tarafında. Onlar (Ermenistan) aracı olması için daha çok Rusya'yı istiyor.

Ermenistan, Rusya için iyi bir müttefik. Rusya'nın Kafkasya'daki en önemli müttefiği diyebiliriz. Başka yok. Azerbaycan, İsrail, Türkiye... İran ile bazen iyi bazen kötü. Bu bölgelerde uzun yıllardır politik oyunlar devam ediyor. Bakalım bu sorunu çözme noktasında ne kadar ilerlenebilecek. Türkiye'nin bu konuyla alakadar olması olumlu bir şey.

İki liderin görüşeceği bir diğer mesela ise Suriye sorunu. Türkiye, İran ve Rusya sayesinde bu sorunun siyasi yollarla çözülmesi noktasına gelindi. Suriye'de yaşayan birçok mezhepten insan var ve Suriye'deki problemleri bunlar çözmeli. Ülke içindeki politikaları kendileri üretmeli. Bu kolay bir şey değil tabii, ama bunu yapmaları gerekiyor. Bu yüzden bizim Türkiye ile yapacağımız önümüzdeki görüşmeler ve toplantılar Suriye'nin geleceği için çok önemli.

Embed from Getty Images

Türkiye ile de aramızdaki birçok problem çözüldü diyebiliriz. Bazı sorunlar devam ediyor; vize meselesi tamamen düzelmedi, domatesler artık Rusya pazarına girebilecek ama kotalı. Kotalı çünkü Rusya Türkiye'den domates almayı yasakladıktan sonra sera üretimine büyük yatırım yaptı. Yerli üretim yapan birçok kişi var artık. Eğer tümüyle Türk domateslerini Rusya pazarına sokarsak yerli üreticimiz ölür. Bu yüzden hükümet domatesler için böyle bir adım attı. Türkiye yıllık 50 bin ton domates sevk edebilecek, bu güzel.

Antalya'ya inerken uçaktan aşağıya baktığımda devasa seralar gördüm. Antalya'da üretilen domateslerin yüzde 80'i Rusya'ya geliyordu. Bu tabii Türkiye'deki yerli domates üreticilerine de büyük bir darbe oldu.

Embed from Getty Images

Soru: Türkiye ve Rusya gündeminde fazlasıyla yer alan S-400'ler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Rusya'da bir atasözü var: 'i hoçetsa i koletsa' (bir şeyi çok istemek ama zor olduğu için yapamamak). Birincisi, bu hava savunma sistemi dünyadaki en iyilerden biri. Ancak ikinci mesele, bu sistemin ülkedeki diğer savunma sistemleriyle uyumlu olması gerekir. Yani S-400'lerin Türkiye'deki diğer hava savunma sistemleriyle birlikte çalışabilmesi gerekiyor. Ama Türkiye'nin elindeki sistemler ile S-400 uyumlu değil. Hedef belirleme ve düşman tanıma özellikleri önemli. Türkiye S-400'leri başarılı bir şekilde nasıl kullanabilir, bunun düşünülmesi gerekiyor. Bu basit bir şey değil.

Diğer yönden Yunanistan'a bakarsak onlar bu konuda tecrübeli. Onlarda S-300 var. Hatırlarsanız 1996-97 yıllarında Yunanistan bu sistemi Kıbrıs Rum Kesimi'ne kurmak istemiş ve Türkiye sert bir şekilde karşı çıkmıştı. Daha sonra bu S-300'ler Yunanistan'ın Girit adasına yerleştirildi.

Türkiye S-400'leri kime karşı kullanmak istiyor? Türklerin hava sahasını ciddi şekilde tehdit eden birileri yok. Rusya'nın var ama. Türkiye-Yunanistan arasında çok eski hava sahası meseleleri var. Böyle bir sistemin Türkiye'ye yerleştirmesi bazı tehlikeler de doğurabilir. Ancak herkesin 'mantıklı' hareket edeceğini varsayıyorum. İsrail'in Türkiye için bir tehlike arz edeceğini sanmıyorum. Suriye'nin de kendine ait bazı sistemleri var. İran ile de Türkiye'nin ilişkilerinde şuanda bir sorun yok. Bu durumda şöyle bir soru ortaya çıkıyor: Türkiye böyle bir sisteme neden gerek duyuyor? Tabii, güçlü bir hava savunma sistemi her ülkeye lazım.

Türkiye'nin S-400 talep etmesindeki bir diğer sebepte 'pazarı dengelemek' olabilir. Hatırlarsanız Suudi Arabistan Rusya'dan S-400 istedi ve bir ön anlaşma imzalandı. Ardından ABD hiç vakit kaybetmeden Suudi Arabistan'a hava savunma sistemleri satışı ambargosunu kaldırdı. Türkiye de bu sorunu aynı yolla çözmek istiyor olabilir. Yani Türkiye'ye hava savunma sistemleri ambargosunun kaldırılması ve fiyatların düşürülmesi. Türkiye böyle bir oyun da oynuyor olabilir, bu seçeneği göz ardı etmiyorum. Kapora falan ödenmiş olsa da bu kararın henüz kesin olarak alındığını sanmıyorum. Türkiye ayrıca üretimin kendi topraklarında yapılmasını istiyor. Bu da öyle basit bir mesele değil. Rusya'nın böyle pahalı ve önemli bir sistemin teknolojisini başka bir ülkeye vereceğini sanmıyorum. Bu Rusya'nın milli güvenliği için de tehlike oluşturur. Çünkü Türkiye NATO üyesi ve bütün NATO ülkelerine bu teknoloji ulaşır. Rusya bunu istemez.

Embed from Getty Images

Soru: Büyükelçi Andrey Karlov'u kim öldürttü? Cinayeti işleyen polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş Gülen cemaati mensubu muydu?

Karlov suikastini Gülen cemaatinin organize ettiği konusunda... Tabii ki herhangi bir ispat gerekli. Cinayeti işleyen polis memuru Gülen cemaati mensubu değil, bir İslamcıydı. Bu en başından beri belliydi. Ateş ettikten sonraki sözlerini biliyorsunuz (Tekbir getirmiş ve "Halep'i, Suriye'yi unutmayın" diye bağırmıştı.)

Birincisi, bu adam hiçbir şekilde Gülen cemaati ile alakalı birine benzemiyor. Bildiğimiz gibi, o güne kadar polis teşkilatındaki tüm cemaate yakın insanları çok ciddi bir şekilde görevden aldılar. Bu temizlik 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarından beri devam ediyor. Polis içerisinde cemaatten birilerinin olduğunu düşünmek artık çok zor.

İkincisi ise, cemaat neden böyle bir şey yapsın? Gülen ne amaçla böyle bir adım atsın? Birincisi, şuana kadar Gülen cemaatiyle alakalı ispata dayalı hiçbir terör olayı yaşanmadı. Eğer bu konuda herhangi bir kanıt, delil varsa göstersinler incelemeye hazırız. Yargılama olmadan hiçbir karar alınamaz, deliller olmadan hiç kimse suçlu ilan edilemez. Burada tabii mahkeme de hükümete bağlı değil, özgür olmalı. Ben şuana kadar bu konuyla alakalı hiçbir kanıt göremedim. Ancak tabii ki arıyoruz ve bekliyoruz, bu hayatta her şey olabilir, ancak henüz böyle bir ispat göremedim.

Embed from Getty Images

Özellikle böyle bir suikast Gülen cemaatinin çıkarlarıyla örtüşmüyor. Uçak krizinde de aynı şeyleri yazıp çizmişti herkes. O olayda da Fethullah Gülen'i suçladılar. Ancak Gülen'in Vitaliy Naumkin'e verdiği röportajı hatırlarsak, bu olayı kınamış, büyük bir yanlış olduğunu söylemişti.

Yani suçlamaların hepsi sözlü beyanlardan oluşuyor. Türkiye'nin iç politikasındaki savaşlar bunlar, Türkiye'yi ilgilendirir, Erdoğan'ı ilgilendirir. Biz gördüğünüz üzere bu işlere karışmıyoruz. Bu Türklerin iç meselesi.

Selim Saygıner, Haberrus