Yorum: Putin'in başkanlık planı

198

Putin yeniden devlet başkanlığına aday oldu ve seçileceği de kesin. Ancak DW Editörü Ingo Mannteufel’a göre bu, Putin’in Batı aleyhtarı politikalarında yeni bir dalga anlamına geliyor.

Vladimir Putin'in 2018 yılındaki devlet başkanlığı seçiminde aday olması zaten beklenmekteydi. İlkbahardaki oylamadan zaferle çıkması da kimseyi şaşırtmayacak. Dördüncü başkanlık dönemi sona erdiğinde Putin 72 yaşında olacak. Dördüncü dönemi de tamamlarsa Rusya'yı çeyrek yüzyıl yöneten lider olarak anılacak. Putin devri kapanmış olacak mı, o bilinmez. Çünkü Rus siyasi sisteminin özelliklerinden biri de, Putin'in seçime katılıp kazanmasının önemli sayılmamasıdır.

Sadece sözde rakiplere izin var

Kremlin ustalıklı bir seçim manipülasyon sistemi kurdu.Putin'nin karşısına önceden belirlenmiş ve seçilme konusunda hiç bir şansı olmayan rakipler çıkarılır. Sağ popülist Vladimir Jirinovski ve Komünistlerin eski lideri Gennadi Zyuganov gibi siyaset dinozorlarıyla liberallerin uslu ismi Grigori Javlinski gibi. Hepsi solmuş, tükenmiş ve Rusları peşinden sürükleyemeyecek isimler.

1990'lardan kalma adayların Putin tarafından alt edilmesi Kremlin'e de az gelmiş olacak ki karşısına bir de Rus Kim Kardashian'ı Ksenia Sobçak'ı çıkardılar. Sobçak eski St.Petersburg Belediye Başkanı ve Putin'in eski amiri Anatoli Sobçak'ın kızıdır. Putin onu çocukluğundan beri tanır. Ksenia'nın seçim kampanyasında üslubunu sertleştirmesi Putin'i rahatsız etmez. Nasıl olsa Kremlin duruma tamamen hâkimdir.

Putin'e ciddi rakip olabilecek tek isim Aleksey Navalny idi ama Kremlin onu da sudan bahanelerle mahkûm ettirip aday olmasını önledi. Aslında Aleksey Navalni'yi de gözde büyütmemek gerekir. Aday olabilseydi bile Rus medyasını kontrol eden Kremlin propaganda ordularını harekete geçirirdi. Oysa Navalni 2013 yılındaki Moskova belediye Başkanlığı seçiminde büyük oy potansiyeline sahip olduğunu göstermişti ve ilkbaharda Putin'in oy oranının düşük çıkmasını sağlayabilirdi. Kremlin bu riski göze alamazdı.

Kremlin'in ikilemi

Aslında Kremlin farklı bir ikilemle karşı karşıya. Yıllarca ciddi bir muhalefet oluşmasına imkân tanımadı. Bunun için de her türlü dışlama, kuşatma ve baskı metotlarını kullandı ve kullanmaya da devam ediyor. Sonunda Rus toplumunu siyasi lakaytlık sardı ve Putin ile şürekâsının hâkimiyeti perçinlendi. Bunun sonunun ne olacağı son parlamento seçimlerinde kendini gösterdi. Öncelikle büyük şehirlerde seçmen artık sandığa gitmiyor.

Ancak seçime katılma oranının düşük çıkma ihtimali Kremlin'i korkutuyor. Seçime katılım az olursa, ilk turda oyların yüzde 75'ini bile alsa Putin'in meşruluğu ve halkın lideri olma imajı sarsılabilir.

Kremlin önümüzdeki aylarda seçmenin sandığa ilgisi arttırmaya ama aynı zamanda da siyasi rekabeti kızıştırmamaya çalışacak. Putin'in danışmanları ‘kuşatılmış Rusya' senaryosuyla halkın ilgisizliğini önlemeye çalışacaklar. Bu senaryoya göre Rusya dış düşmanlar tarafından kuşatılmış bir ülke olarak lanse edilecek. Liberal Batı ile güneyindeki ve doğusundaki Müslümanlar kadar kumpasçı Uluslararası Olimpiyat Komitesi ve yabancı medya bu kuşatmanın aktörleri sayılacak. Dolayısıyla önümüzdeki aylarda Moskova'nın Batı aleyhtarı retoriğe hız verip dış politikada daha saldırgan bir çizgiye kayması beklenebilir. Batı sakin ve mutedil olmalı ve Putin'in yüksek katılım oranıyla yeniden seçilmesine yardımcı olmamak için kasıtlı provokasyonlara kendini kaptırmamalıdır.

Seçimden sonrası seçimden öncesidir

Putin 2018'de yeniden seçildikten sonra Rus toplumunu siyasetten uzaklaştırma programı yeniden devreye sokulacaktır. Batı aleyhtarlığının Dünya Futbol Şampiyonası'na kadar dindirilmesi gerekiyor. Turnuvadan sonra siyasi elitler 2024 sonrasını düşünmeye başlayacaklar. Putin 2024'e kadar halefini mi hazırlayacak, yoksa dümende kalmak mı isteyecek?Eğer dümende kalmayı isterse, Anayasayı değiştirmesi gerekecek. Ondan sonra kendini ömür boyu Çar başkan ilan ettirmesi sürpriz olmaz. Bu durumda Kremlin de her dört yılda bir seçmeni seferber etmenin çarelerini aramak zorunda kalmaz.

Ingo Mannteufel, DW Türkçe