Mizah herkese lazım: Sergey Lavrov ve Boris Johnson

123

Hürriyet gazetesi yazarı Gülse Birsel, bu haftaki köşe yazısında, geçtiğimiz hafta Moskova'da gerçekleştirilen Lavrov-Johnson buluşmasını ele aldı.

Birsel'in 'Mizah herkese lazım' başlıklık yazısı:

Rusya-İngiltere ilişkilerinin gergin, sıkıntılı olduğu bir dönem bu, malum. Bu esnada iki ülkenin Dışişleri Bakanları Sergey Lavrov ve Boris Johnson, bir basın toplantısı yapıyor. Muhabbet şöyle yürüyor:

Lavrov: Boris Johnson kısa süre önce Rusya’nın İngiltere referandumuna karıştığıyla ilgili hiçbir delilinin olmadığını söyledi.

Johnson: Öyle değil, “Bu müdahalede başarısız olundu” dedim, öyle söylemen lazım.

Lavrov: Tabii şimdi benim söylediğime itiraz etmezse kendi ülkesinin medyasındaki itibarının sarsılmasından korkuyor. (Gülüyor.)

Johnson: Sergey, ben esas senin itibarın konusunda endişeliyim. (İkisi de gülüyor) Eğer müdahale başarılı olsaydı, sonucu bambaşka bir hikâye olurdu.

Lavrov: Müdahale olmayınca, sonucunun olmaması normal. (Johnson gülüyor.)

Problem ve suçlamalar büyük, ama basın toplantısı, “Biz bu konuları basın ve kamuoyu önünde tartışmayalım” cümlesi ve “Suriye, Kuzey Kore gibi global problemler varken bu sorunların bizi tanımlamasına izin vermemeliyiz” temennisiyle ama iğneli şakalarla devam ediyor:

Johnson: Size o kadar çok güveniyorum ki, binaya girerken paltomu, cebindeki gizli olan olmayan her şeyle teslim ettim.

Lavrov: Boris’un paltosunun cebinde hiçbir şey yoktu!

Johnson: Yani paltomun ceplerini aradınız bile?

Şimdi bu, aslında “Evet ilişkilerimiz eskisi gibi değil, iyi bir noktada olmadığımız açık” ön kabulüyle yapılan bir toplantı. Ama sık sık bilinçli gülümsemeler, gülmeler, yarı ciddi şakalarla, yani güler yüz ve mizahla tansiyon düşürülüyor.

Konuşmanın tonu böyle olunca bir şey değişir mi?

Yoo!

Konu aynı konu, suçlamalar aynı suçlamalar, uyarıların sertliği aynı dozda.

Ama işte iki ülkenin vatandaşları “Eyvah bir arıza mı çıkacak, bir şeyler mi olacak” diye panikleyip gündelik hayat alışkanlıklarını değiştirmiyor. Harcamalarını kısıp, birikmişlerini en güvenli buldukları araca yatırmıyorlar. Borsa oynamıyor. Etrafı gelecek endişesi sarmıyor.

Mesajlar veriliyor, ama sahte de olsa bir gülümseme ve bir-iki nüktenin yardımıyla, iş diplomasi ve siyaset dili çerçevesinde kaldığı için, sıradan insanı hiç ama hiç ilgilendirmiyor.

Hem iç hem dış siyasetimizde, hitabet ve tartışma tonumuzu biraz buralara çeksek, seçmeni, halkı her tartışmanın içine en sert şekilde karıştırmasak, sokaktaki gerilim de düşer, diplomasi de daha kolay ilerler kanaatindeyim.

Şahsi düşüncem, biraz mizah herkese, her yerde lazım.

HABERRUS