Clinton'ın talihsiz Moskova ziyareti - ANALIZ

5

ABD Dışişileri Bakanı Hillary Clinton, Rus meslektaşı Sergey Lavrov'la birlikte Washington-Moskova hattında ilişkilerde yeni bir sayfa açılmasının mimarı. ABD Başkanı  Barack Obama'nın göreve gelmesinin ardından başlayan sıcak ilişkiler, nükleer silahsızlanma anlaşmasında mutabakat sağlanması ve füze kalkanı programında değişiklik çalışmaları ile ivme kazandı. Rusya'nın Afganistan operasyonunda lojistik destek sağlama sözü ve İran nükleer programının sonlandırılması için uygulamaya konacak yaptırımlara Moskova'nın yeşil ışık yakması ilişkileri pekiştirdi. Ukrayna'da Rusya yanlısı bir yönetimin iktidara gelmesinin ardından NATO'nun Rusya'nın arka bahçesine kadar genişleyemeyecek olması Moskova'yı memnun ederken, İran'ın hava savunmasını güçlendirecek S-300 füze savunma sisteminin Tahran'a hemen verilmeyecek olması da İsrail ve ABD'yi tatmin etti.

Ancak ikili ilişkilerde sağlanan ilerleme, Amerika'nın füze kalkanı ile ilgili projelerini yeniden uygulamaya koymasının ardından bozuldu. Rusya'nın önerdiği 'Yeni-Avrupa Güvenlik Anlaşması' hem NATO Genel Sekreti Anders Fogh Rasmussen hem de ABD tarafından gereksiz olarak tanımlandı. Fransa, Almanya ve İtalya'nın 'en azından değerlendirelim' taleplerinin uygulamaya geçme ihtimali düşük. Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev'in 2009 sonunda onayladığı Rusya'nın 2020 askeri doktrinini de iyi okumak gerekiyor. Burada 'NATO'nun genişlemesi' ve 'füze kalkanı' birinci tehdit olarak tanımlanıyor. Moskova, ittifakın Rusya planının barışçıl olduğuna inanmıyor. Nitekim Rusya'nın NATO büyükelçisi Dmitri Rogozin ilginç bir iddiada bulundu: "NATO'nun Rusya planının barışçıl olduğunu ispat edene 1 milyon dolar"

Nükleer anlaşmaya kalkan engeli

Clinton'ın Moskova temaslarında üç önemli gündemi vardı. İlki, 5 Aralık 2009'da süresi dolan nükleer silahlarda indirim anlaşması (START-1) ile ilgili son durumun değerlendirilmesi. Anlaşmanın uzun süredir parafa edilememesi artık tartışılmaya başladı. Her defasında anlaşmaya yakınız açıklamaları uluslararası kamuoyunu artık tatmin etmiyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov dün Clinton'la görüşmesinin ardından yaptığı basın toplantısında açık konuştu. 20 sayfayı aşkın özel teknik konuların olduğu belge ile ilgili çalışmaların sürdüğünü ifade eden Lavrov, anlaşma sağlansa da bunun hemen imzalanmayacağını söyledi. Mart sonu ya da Nisan başı anlaşma için öngörülen yeni tarih. Rusya nükleer saldırı silahlarında indirim anlaşmasına, nükleer savunma silahlarının da konmasını istiyor. Moskova, kendini nükleer caydırıcılık kapasitesini etkisiz hale getirecek bir füze kalkanına karşı. Rusya parlamentosu Duma, füze kalkanının yer almadığı yeni nükleer silahsızlanma anlaşmasını onaylamayacak. Bu durumda teknik heyetler uzlaşı sağlasa da, anlaşmanın parlamentolardan onayı hayli zaman alacak.

RIA-601730-Clinton1 RIA-601730-Clinton2 RIA-601730-Clinton4

Moskova, İran'dan vaz geçemiyor

Moskova'nın 'felç edici olmamak' kaydı ile İran'a yönelik yaptırımlara sıcak bakacağı işareti Washington'da olumlu karşılanmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Rusya temaslarında Tahran'a yönelik işbirliği elde etmek istiyordu. Ancak Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in Clinton'ın Moskova'da temaslarda bulunduğu bir sırada nükleer bilim adamları ile bir araya gelerek, 1995'den bu yana yapımı süren İran Buşehir nükleer santral inşaatını yaz aylarında tamamlayacağını açıklaması Amerikan heyetinde şok etkisi yaptı. Clinton, Lavrov'la gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında bunun doğru olmadığını, en azından "İran'ın nükleer silah üretmediği ile ilgili uluslararası toplumu ikna edenene kadar beklenmesini" talep etmesi, Rus mevkidaşı tarafından kabul edilmedi.

İsrail savaş  çığırtkanlığı yaptığı sürece, ortadoğuda barışın geleceği yok

Clinton açısından üçüncü  sorun ise İsrail-Filistin barış sürecinde yaşanan kriz. Hamas ve diğer Filistin'li gruplarla görüşen, Flistin devletinin kurulmasını ve Kudüs'ün bir kısmının bu devletin başkenti olmasını destekleyen Moskova'nın elini güçlendiren gelişmeler yaşandı. İsrail tüm uyarılara rağmen Filistin topraklarında bin 600 yeni konut inşaatı kararından geri adım atmazken, provokasyon olduğu bilinen bir havan topuna karşılık, Gazze'yi yeniden İsrail uçakları bombaladı. Kuşatma altında tutulan Gazze'de dış dünya ile bağlantı sağlayan altı ayrı tünel vuruldu. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Komiseri Catherine Ashton'ın Filistin ziyareti ile eş zamanlı yaşanan gelişmeler, Moskova'da toplanan Ortadoğu Dörtlüsü'nün görüşmelerini de olumsuz etkiledi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Avrupa Birliği Dış İlişkiler Komiseri Catherine Ashton'un katıldığı 'Ortadoğu Dörtlüsü' yayınladıkları ortak bildiride İsrail'in yeni yerleşim birimi ile ilgili kararını kınamak ve bu karardan vaz geçilmesini istemekle yetindi. Hamas lideri Halit Meşal'in Şubat ayında Lavrov'la görüşmesindeki tespitini hatırlamak gerekiyor: "İsrail savaş çığırtkanlığı yaptığı sürece ortadoğuda barışın geleceği yok."

Faruk Akkan, Moskova, Cihan