Hıristiyan dünyasında büyük kırılma: Ortodokslar kendi aralarında bölünüyor

149

Son günlerde Moskova Ortodoks Patrikhanesi ile İstanbul’daki Ekümenik Ortodoks Patrikhanesi arasında, Hıristiyan dünyası için tehlikeli bir tartışma çıktı.

Bunun nedeni, Rusya ile çatışma halinde bulunan Ukrayna’nın Ortodoks Kilisesi’nin, bağlı bulunduğu Moskova Ortodoks Patrikhanesi’nden ayrılarak otosefalliğini (bağımsızlık) ilan etmesi oldu.

Ukrayna Ortodoks Kilisesi kendi bağımsızlığını ilan etmek için, Türkiye’de ‘İstanbul Fener Rum Patrikhanesi’ olarak tanımlanan ancak dünya Ortodokslarının ruhani lideri olarak tanınan İstanbul merkezli Ekümenik Patrikhane’den izin alması, daha doğrusu onayını alması gerekiyordu.

İstanbul Ekümenik Patriki Bartholomeos başkanlığında toplanan 12 Metropolit, üç gün süren çalışmalarından sonra nitekim Ukrayna Kilisesi’nin otosefalliğini kabul etti ve onayladı. Patrikhanenin bu kararı Moskova Ortodoks Patriki Kiril’in şiddetli tepkisine yol açtı ve Moskova Patrikhanesi’ni Ekümenik Patrikhaneden ‘ayırma’ tehdidinde bulundu.

Moskova’nın bu tehditleri gerçekleşirse, Doğu Roma İmparatorluğu’nun hakim olduğu 1054 yılından bu yana, Katolikler ve Ortodokslar olarak ayrılan ve dinler tarihine ‘Büyük Schisma’ (doğu ve batı kiliselerinin ayrılması) olarak geçen Hıristiyanlığın ikinci büyük bölünmesi olacak.

Ekümenik nedir?

Ekümenik, Türkçeye ‘evrensel’ diye çevrilse de, Helence ve Latincede ‘ruhani liderlik’ anlamına geliyor.

İstanbul’daki Patrikhanenin ‘ekümenik’ sıfatını taşıma hakkı, Doğu Roma İmparatorluğu’ndan yadigâr kalan ve İstanbul’un fethinden sonra da Fatih Sultan Mehmet’in fermanında (*) tanımlanan bir hakka dayanıyor.

İstanbul’daki Patrikhanenin ‘ekümeniklik’ sıfatı ise dünyada var olan dokuz Ortodoks Patrikhanesi (İstanbul, İskenderiye, Antakya, Kudüs, Rusya, Sırbistan, Romanya, Bulgaristan, Gürcistan) arasında birinci sırada olmasından kaynaklıdır.

Latincede ‘Primus İnterpares’ olarak anılan bu sıfatın anlamı ‘eşitler arasında birincilik’tir. İstanbul Patrikhanesi bu nedenle dünya ülkeleri tarafından ‘ekümenik’ olarak kabul edilir.

Ancak Ekümenik Patrikhane, diğer Patrikhanelerin yönetimine ve Patrikhanelere bağlı Ortodoks kiliselerine karışmaz; fetvalar vermez. Sadece tavsiyelerde bulunur ve Ortodoksluk kurallarına uyum sağlanıp sağlanmadığına bakar.

Katoliklerin Vatikan’daki merkezi yönetiminin aksine Ortodokslara ait Patrikhaneler bağımsız olup; sadece ruhen İstanbul’daki Ekümenik Patrikhane’ye bağlıdır. Bu nedenle örneğin Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin bağlı bulunduğu Moskova Patrikhanesi’nden ayrılmak için Ekümenik Patrikhane’nin onayını alması gerekiyordu.

Ekümenik Patrikhane’nin, Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin Moskova Patrikhanesi’nden ayrılarak otosefalliğini kabul etmesi, yalnız Moskova Patrikhanesi’nin değil, Rusyanın siyasi yönetiminin de tepkisine yol açtı. (İstanbul’daki Patrikhane; Estonya, Letonya ve Finlandiya kiliseleri tarafından da aynı şeklide anılır. Patrikhane son olarak Makedonya Ortodoks Kilisesi’nin de otosefalliğini onaylamıştı.)

Rus Patrik Kiril, Ukrayna Kilisesi’nin ayrılmasını 1054 yılındaki ‘Büyük Schisma’ ile tehdit ederken; Rusya Dışişleri bakanı Sergei Lavrov, Ekümenik Patrikhane’nin aldığı bu kararının ardında ‘Washington’un parmağı’ bulunduğunu öne süren açıklamalar yaptı.

Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko ise, Ukrayna Kilisesi’nin Ekümenik Patrikhane tarafından onaylanmasından duyulan memnuniyetini dile getirdi. Poroşenko, bu gelişmenin Ukrayna’nın Rusya ile arasındaki bağlarını kesme uğraşılarının ve mutlak bağımsızlığının önemli bir parçası olduğunu söyledi ve Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesine de atıfta bulunarak “Ukrayna Kilisesi’nin Rusya’nın boyunduruğu altından kurtarıldığını” açıkladı.

Moskova-İstanbul çekişmesi

Moskova Ortodoks Patrikhanesi, SSCB’nin dağılmasından sonra ülke yönetiminde önemli bir role sahip oldu. Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de himayesinde bulunan Moskova Patrikhanesi, İstanbul merkezli Ekümenik Patrikhane ile sürtüşme yoluna girdi.

Moskova Patrikhanesi, İstanbul’daki ‘ekümenik’ sıfatını kendisine daha uygun görmeye başlamasından sonra -resmen olmasa bile- “İstanbul’daki Ekümenik Patrikhane’nin Müslüman Türkiye’nin esareti altında bulunduğu”şeklinde bir dizi söylenti yaydı. Buna gerekçe olarak Rusya’da 150 milyon Ortodoks’un yaşadığını; oysa İstanbul’daki Ortodoksların 2 bine düştüğünü gösterdi.

Ekümenik Patrikhane ise merkezini ABD, Kanada, Fransa ve İsviçre gibi ülkelere taşıması için aldığı önerileri geri çevirmiş; Türkiye yönetimi altında İstanbul’da kalmaya kararlı olunduğunu açıklamıştı.

Türkiye’nin son zamanlarda Rusya ile yakınlaşması ve Patrikhaneyi ‘her zaman koruyan’ ABD’den uzaklaşması, Ukrayna Kilisesi sorununda Putin’den alacağı olası ‘tavsiyeler/ricalar’ doğrultusunda Ekümenik Patrikhane’ye ‘baskı uygulayacağı’ gibi endişeleri de doğuruyor.

Türkiye ile ilişkiler

1453’te Fatih Sultan Mehmet’in fermanıyla faaliyetlerini sürdüren ve Türkiye Cumhuriyeti’nin en eski işler kurumu olduğu halde, İstanbul’daki Patrikhane’nin önemi ve gücü Türkiye’de pek bilinmez.

Oysa Katolik dünyanın ruhani liderliği Vatikan’daki Papalık Kurumu ne ise, Ordodoks dünyanın ruhani lideri de İstanbul’daki Ekümenik Patriktir. Bu, 1054’ten bu yana böyledir.

Ancak Türkiye İstanbul’daki Patrikhane’nin -her nedense- kendi topraklarında bulunan ve Amerika’dan Avustralya’ya, Yeni Zellanda’dan Avrupaya, Rusya’dan Balkanlara, Afrika’dan Kanada’ya kadar uzanan büyük bir yelpaze içinde yaşayan yaklaşık 300 milyon Ortodoks’un Ruhani lideri olduğunu; yani ‘ekümeniklik’ sıfatını yakın bir zamana kadar kabul etmiyordu.

Hatta sadece ‘İstanbul Fener Rum Patrikhanesi’ şeklinde tanımlayarak, önemi küçümsemeye çalışıyor ve Hıristiyanlığın kolonlarından biri olan Patrikhane’nin bu sıfatı taşımasını neredeyse ‘hainlikle’ eşdeğer görüyordu.

Oysa Ekümenik Patrikhane’nin başında, geleneklere bağlı olarak her zaman Türk vatandaşı Helen (Rum) kökenli bir Patrik olmasına rağmen, Patrikhane kendisini hiç bir zaman Helenlerin Patrikhanesi olarak görmedi. Patrik Bartholomeos da bu geleneğe bağlı kalarak Doğu Roma ve Osmanlı imparatorluklarında olduğu gibi Ortodoksluğun sadece Helenlere, Ruslara ya da başka bir millete ait olmadığını sıklıkla vurguladı. Bu açıklamaları Yunan Ortodoks Kilisesi’nin bazı bağnaz çevreleri tarafından hoşnutsuzlukla karşılandı.

Patrikhane, Osmanlı tarihinde de önemli bir yere sahipti. 1821’de Yunan ve keza Ortodoks olan Sırpların, Osmanlıya karşı ayaklanmasını bütün çabasına rağmen engelleyemeyen dönemin patriği Grigorios, 2.Mahmud tarafından Patrikhane’nin kapısında asılmıştı.

Öte yandan; Katoliklerin lideri Papa, İstanbul’daki Patriği ‘ekümenik’ ve eşit bir muhatap olarak görüyor. İki ruhani lider, 1054’te iki mezhebe ayrılan Hıristiyan inancını birleştirmek için diyaloglarını sürdürüyor.

Ayrıca ABD başkanları ve diğer devlet adamları da, Türkiye ziyaretlerinde Patrikhane’yi hiçbir şekilde ihmal etmiyor ve programlarına alıyor.

Tayyip Erdoğan da başbakanlığı döneminde “Hıristiyan dünyadaki dengelere bizim Müslüman bir ülke olarak karışmamız doğru değildir” İstanbul’daki Patrikhane’nin ‘ekümenik’ sıfatından rahatsız olmadığını açıkça dile getirmişti.

Nikolas Birbari, Ahval