Yıllar boyunca büyük savaşların nasıl başladığına kafa yordum. Tarih kitapları bizim için zincirler örüp, “Arşidük şurada vurulmuştu”, “Bilmem ne ittifakı şurada kurulmuştu” gibi açıklamalarla savaşı izah etmeye çalışsa da ben izan edemedim, ikna olamadım. Milyonlarca insan bir deli diktatör yüzünden nasıl hendeklere koştu? Devletler, masada çözülebilecek sorunları neden cephede çözdü? Naif sorular, farkındayım. Ama şimdi çok daha iyi anlıyorum. Demek ki gücün zehrine tanık olmak gerekiyormuş. Kapanmamış hesapları kurcalamak gerekiyormuş. Bugün Üçüncü Dünya Savaşı arifesindeyken bundan yüz sene öncesini çok daha iyi okumamız lazım. Zira Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra çizilen haritalar, yeniden şekillenmekte. Eski aktörler yeni silahlarıyla safları belirleyip bıçaklarını bilemekte. Birinci Dünya Savaşı için, “savaşları bitirecek savaş” diye yazmıştı H.G. Wells. Bu deyim çok tuttu ve Büyük Savaşı tarif etmek için kullanıldı. Görüyoruz ki aslında nice savaşların atasıydı. →